Ana Sayfa


           

Turk Bayrağı

**


      KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI


YARE SÖYLEME
Seher yeli bizim ele gidersen,
Nazlı yâre küstüğümü söyleme,
Ne hallara düştüğümü sorarsa,
Bağrıma taş bastığımı söyleme.
Ben yazmadım alnımdaki yazımı
“nice” derse, çokça söyle az’ımı
Tezenesi kayıp, kırık sazımı
Boş duvara astığımı söyleme
 
Felek şu yüzüme bir gün gülmedi
Yar boynuma borçtu, kıymet bilmedi
Sorar ise, de ki; henüz “ölmedi”
Hep ıslanan yastığımı söyleme

Ağrılar baş tutar ahûzârdayım,
Mansur gibi çekilmişim dardayım,
Gezer dolaşırım bilmem nerdeyim,
Deli deli estiğimi söyleme...

Belki bir gün çıkar gelir diyorlar,
Gönül murâdını  alır diyorlar,
Seven sevdiğini bulur diyorlar,
Umudumu kestiğimi söyleme...
Aşık İsmail İpek



"ERGENEKON MÜSLÜMANA HARAM MI?
Adam yaptırdığı çeşmeye, "Müslümana haram" yazmış ve sebebini aşağıdaki hikayede de okuyacağınız gibi Müslümanların birbirine sahip çıkmayışlarına, kendi başlarına gelmediği müddetçe; arkadaşmış, meslektaşmış, ülküdaşmış, dindaşmış, davadaşmış aldırmadan  olaylara kayıtsız kalmasına bağlamış...

Haksız da değil hani... En son Ergenekon dalgasında içeri alınanlara ve dışarıda kalanların tavrına bakınız. Nasıl da bir birlerine sahip çıktılar. Nasıl da her türlü medyayı ayağa kaldırdılar. Nasıl da hastalıkları da dahil olmak üzere ajitasyonlar yapıp bir yandan da yıllar önce verdikleri bursluları da sayıya dahil ederek yandaşlar topladılar... 

oysaaa...  düşünüyorum da yıllar önce ve hatta günümüzde içeri alınan, karakola diye götürülüp yıllarca hapis cezası verilen hatta bazılarına yıllar sonra "sen suçsuzmuşsun, hadi çık" denilen ana kuzuları için kimse parmağını oynatmıyordu. Çünkü karakola diye gidenin de onu gönderenin de devlete güveni sonsuzdu. Devletin kararını eleştirmek ihanetti...

Hücrelerde tırnakları söküldü de bir gün bile devletin aleyhine tek kelime etmediler... Ananın ezdiği civciv ölmez" diyerek yine devleti savundular...

Oysa bakın diğerlerine...  nasıl tek yumruk oldular nasıl da dikildiler devletin karşısına nasıl  düzinelerle avukatlar tuttular hemen...

İtiraz ediyorum ben! Yeterince güçlü bir sebep olmasa, bu cazgırlara karşı hangi savcı kendini tehlikeye atıp da onları sebepsiz sorguya alır. Korkacak birşeyleri yoksa bu kişiler neden bu kadar telaşlandılar. Yargılansın sorgulansın diyorum ben! ben bu devletin bir memuru ve ekmeğini yiyen bir vatandaş olarak mide bulandıran herşeyin temizlenmesi taraftarıyım. suçlu suçunu çeksin...
BETÜL ÖVÜNÇ

“MÜSLÜMAN’A HARAM” ÇEŞMESİ
 
Vaktiyle Bursa’ da bir müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu
Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin isbat ister, delil şarttır…”
dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne isbatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…”
diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,
Müslüman’a haram yazarsın?..”
Adam, başı önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin isbat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”
- “Eeee?!..”
- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz içinyaptırınız Sultânım” demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar âyininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutlulukk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla
daha bir sarılmışlar birbirlerine...
 
Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Şimde nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimad edilen âlimini alınız minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa va’zı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kimbilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
 
“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lûtfen, böyle Müslümanlar’a su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş....
 




 ***

 
******** *********

 

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: enis( mavi_kankihotmail.com ), 12.02.2012, 12:31 (UTC):
öğretmenim site çok güzel 5d Enis AKYOL

Yorumu gönderen: Adem( ademarmagan38hotmail.com ), 04.06.2011, 18:18 (UTC):
Adem Armağan’ım yazıyor beste,
Kayseri’den selam,yârene,dosta,
Âşık Seyrâni’ye doğuştan hasta,
Nasıl meth etmeyim Kayseri’m seni.
Adem Armağan


Yorumu gönderen: ömer arıkan( batikgemi58hotmail.com ), 25.11.2010, 12:57 (UTC):
şiir harıka ve sade net.kalemine sağlık...başka ne deyim

Yorumu gönderen: ergün( serserix_38hotmail.com ), 29.12.2009, 07:47 (UTC):
slm siten başarılı bende kayseriliyim herkezi beklerim

Yorumu gönderen: ergün( serserix_38hotmail.com ), 22.11.2009, 13:32 (UTC):
slm bende kayseriliyim siten güzelmiş ama sana bi tavsiyem var siteme girip üye ol ve forum yada blog sitesi aç http://programindir.forumdizini.com bunu adres çubuğuna yapıştır.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (62 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=