Ali Yağmur - Yağmur Damlaları (Şiir)



 

 

*

 

yağmur damlaları

 

*

*

*

ali yağmur

 

 

 

 

Ha düştü, ha düşecek derken; Yağmur Adam’ın şiir kitabı olan YAĞMUR DAMLALARI çorak topraklarda filizler yeşertmek üzere düştü işte… Mimarsinan Belediyesi Kültür Yayınlarının 8.si olan şiir kitabımız Mayıs 2008 tarihli. Emin Ofset matbaasında basılan eserin dizgi ve kapak tasarımı Mehmet Çelebi tarafından yapılmış. Toplam 154 sayfadan oluşan kitaba iki şarkı güftesi de dahil olmak üzere 119 adet şiir sığdırılmış bulunmaktadır.

 

Kendisini tanımladığı “Ali Yağmur’um” isimli şiirindeki /Yağmur edebi kalır dünyada/ sözü ile belli ki; ölümü sonrasında kendisinden geriye hoş bir seda kalabileceği düşüncesindedir şiirleriyle. Umarız öyle de olur!..

 

Öncelikle yaşadığı çevreye, o çevrenin gelenek ve görenek-lerine gönül projektörünü tutarak biz okuyucularına bakın nasıl bir resim sergiliyor:

*….

Mehtaba yükselir bir fişek gibi.

Ovanın üstüne düşecek gibi.

Gece matemine o şimşek gibi,

Çakışı bir başka Mimarsinan’ın.

 

Bilmez yüreğimde olan ağrımı.

Hisseder sanırım, bilmez ağrımı.

Hasretinden alevlenen bağrımı,

Yakışı bir başka Mimarsinan’ın.

(S/19)

*…..

Rüyalar fısıldardı kulağıma sesini.

Seherlerin yelinden, solurdum nefesini.

 

Hangi tarih yazacak bilinmeyen yaşını.

Eğeceğin güç var mı, haktan gayri başını?

 

Kime sordumsa seni; yabancıdan yerliden.

Övgüyle bahsediliyor konuk severliğinden.

(S/19-20

 

*….

Aldanıpta nefsine, adet etme sövmeyi.

Sen herkesi yeripte, umma elden övmeyi.

Seveni cihan sever, unutma ha sevmeyi,

Seven gönülde sevgi, damla olur göl olur.

(S/25)

*….

İstemem haramla zengin olayım.

Yeğlerim helalle fakir kalayım.

Dileğim ki ruhen huzur bulayım,

Şu fani dünyada pazarım böyle.

(S/26)

 

Geçen onca yıllık ömrünü bir şekilde /zây/ kabul etse de, yaşanmış yılların tecrübeleri ile dolu gönlünü dostlarına nasihat şeklinde açar şairimiz. Hatta bilir ki nasihatlerin pek alıcısı olmaz. O yüzden kimseleri kırmamak adına sözlerinin muhatabı da kendisi olur çoğu zaman:

*…

Beklediğin ne söyle, yalan dolan dünyadan.

Kime baki kalmış gör, uyan gayri rüyadan.

Yüz çevirme gerçeğe, vazgeç; kibir, riyadan.

Tövbekar ol ey Yağmur, nasihatim sanadır.

Sen de sev seven gibi, hak sevenden yanadır.

(S/27)

/Doğuşunla Başlayan/ isimli şiirinin son dörtlüğü ile de /Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır/ Kur’an Ayetine de telmih yapmadan geçemez Yağmur Adam:

*….

Ecel gelince cana, Elbette heyecanlı.

Gerek var mı isyana, tadacaktır her canlı.

Kopacaktır bir tufan, kalmayacak tek canlı,

Koysalarda dünyada seni altın kafese..!

(S/32)

 

/Nice Dostlar Vardı/ derken, güzel atlara binip gidenleri rahmetle ve özlemle anar Yağmur… Kalanlara da; /bir çürük ipliğe umut dizilmez/ mesajı vermektedir sanki. Sonra bir kabre düşer yolu şairin ve her faninin göçüne üzgün üzgün göz süzen mezar taşlarını bizlere şöyle tasvir eder:

*….

Yıllar yılı dikilmek onun için görevdi.

Üstlendiği göreve sabırla gönül verdi.

Azgın fırtınalarda, sarsılmayan bir devdi.

Asırlardan hatıra yüzünde nakışları.

Nazlı edalarıyla, bakar mezar taşları.

(S/35)

Şair olupta gönlüyle başı dertte olmayanını hiç gördünüz mü siz? Sanmam… Şairimiz bir Karacaoğlan edasıyla şöyle seslenir gönlüne:

*….

Gönül hercaisin yoktur durağın,

Her gördüğün dala konma bir daha.

Kaç gülünü derdin gördüğün bağın,

Gördüğün dilbere, kanma bir daha.

 

O aşk ki ruhumu yaktı, kül etti.

Gayri dayanamam canıma yetti.

Felek bizi soysuzlara kul etti,

Aşk denen sözcüğü, anma bir daha.

 

Gurbet eller, çekilen çileler, çıkılan yokuşlar, dost vuruşları, naz duruşları velhasıl çözdükçe dolaşan dertler yumağı, gün olur boğar şairimizi. Ve yürek feryadı çığlık olur yükselir bir boşluğa dize dize:

*….

Baharı hiç tatmadım, yazlar hüsranla geçti.

Güller açmış ne çıkar, yıllar ömrümü biçti.

Vuslatını beklerken kader hasreti seçti.

Saçlarıma ak düştü, Gönlüm bahar olsa da,

Her şey size emanet, artık bana elveda.

 

Yaşadığım anılar, yadımdan silinmiyor.

Kor bıraktı bağrıma, acılarım dinmiyor.

Geçti ömrüm nafile, istikbal bilinmiyor.

Hayal olan ümitler, bir gün yerin bulsa da,

Her şey size emanet, artık bana elveda…

Şairliğin, Mevla’nın kuluna bir ihsanı olduğuna inanan Yağmur, Mihrican mısralarını gönül bulutundan üzerimize damlalar halinde atıp geçer ki; o damlalar her düşen yüreğe şebnem olsun, kor olsun…

 

Yağmur Adam’ın mısralarında gezintiye burada nokta koyup genel anlamda şiirinin teknik yapısına bir göz atacak olursak; Şairimizin, şiirlerinin hemen hemen tamamında düz uyak kullandığını görürüz. Bu uyak şekli zaman zaman a-b-a-b,  c-c-c-b,  d-d-d-b…. şekliyle çıkıyor karşımıza. Bazı zaman da; a-a-a-b,  c-c-c-b,  d-d-d-b….. şekliyle görünüyor. Beyitler halinde (mesnevi tarzı) yazmış olduğu şiirlerinde ise bu düz uyak; a-a,  b-b,  c-c …. Şeklinde olması gereken şekliyle kullanılmış. Uyakların mısra içerisindeki dizilişlerini esas alarak söylersek; gerek çapraz uyak, gerekse sarma uyak, hatta örüşük uyak şekli hiç denenmemiş. Tanzimattan sonra, daha doğrusu Servet-i Fünun döneminde şiirimize giren ve bizde de başarıyla kullanılmış bulunan Sone ve Triyole örneklerine hiç yer verilmemiş. Bu tasarruf elbetteki şairimize aittir. Önemli olan onun tercihleridir. Fakat Türk şiirinin geçmişten günümüze, bu günden yarınlara olan serüvenini takip etmenin bizlere bir alt yapı oluşturacağı kanısındayım. “Şairim” demek bir yerde meydan okumaktır. Kişilerin ruhuna balans yapmayı üstlenmektir… Bu duruşun, bu görevin altında ezilmemek adına, Türk şiirinin geleceği adına bu konuda donanımlı olunması gerekliliğine inanıyorum. Umut ediyorum ki; şu anda dingin bir ruha sahip olan şairimiz kısa zamanda kendisini daha da aşacaktır. Çünkü onun alıcı bir şair olduğunu gözlemliyorum her ortamda. Ve çok yazmaktan çok; çok okumak… Sanırım her şeyin başı bu… 

 

Kitap kapağı tasarımının sıradanlığı ilk anda göze batan durum. Tabi ki kullanılan kağıdın seçimi de doğru bir tercih olmamış bence… Bu durum gösteriyor ki bu tür çalışmalarda bir editöre mutlaka ihtiyaç vardır. Yayınevlerinin ya da matbaacıların bu durumu gözardı etmemelerini diliyorum.

 

Fazlasıyla, eksiğiyle ortaya çıkmış bu yürek ürünü için şairini kutlamam gerekiyor. Hatta Mimarsinan Belediyesini de bu anlamda… Şairlerin çokça kıskanç yaratılışlı oldukları hepimizin malumudur. Bu hasleti, daha güzele ulaşmak adına gıptaya çevirirsek sanıyorum ki şiirimiz daha çok şey kazanır. Yoksa; /hep ben- hep ben, sen öl ki; yaşayayım ben/ felsefesi hiç kimseye bir şey kazandırmaz…

 

Saygılar Yağmur adam ve hoş geldin YAĞMUR DAMLALARI…

 

 

 

 

 

 

ALİ RIZA NAVRUZ

10/07/2008

 

 

KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 24 ziyaretçi (36 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=