7 Kasım 2008 Şiir Dinletisi






7 KASIM 2008 

KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI

"Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna Ya Rab, ne güneşler batıyor"


Bu hafta şiir dinletimizin çok kıymetli misafirleri vardı. "Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği"

Ve dinletimizde okunan şiirlerin konusu; vatan - millet sevgisi ve şehitlerimizdi.



Betül Övünç Kayseri Şiir Akşamları Yönetim Kurulu adına açılış konuşması yaptı;

Değerli şehit yakınları ve sevgili gazilerimiz,
 
         Biliyoruz ki uğruna büyük bedeller ödenerek kazanılan bu yurt toprakları bizlere şehitlerimizin ve gazilerimizin emanetidir.  Onlar,  bağımsız yaşama kararlılığından asla ödün vermemiş, canları pahasına yurdumuzun her karış toprağını sonuna kadar savunmuşlardır.
 
         Biliyoruz ki, bu ulusun tarihinin her sayfası altın harflerle yazılmış destanlarla doludur. Ve biliyoruz ki bu destanların yazarları; Niğbolu'da, Varna'da, Çanakkale'de, Sakarya'da, Afyon'da, Kıbrıs'ta, Şırnak’ta şehitlik şerbetini içen kahraman şehitlerimiz ile “ileri atılıp sellercesine” göğsünü vatana siper eden gazilerimizdir.
 
         Bu duygu ve düşüncelerle, bu kutsal topraklar üzerinde bağımsız, onurlu ve güvenli yaşamamızı aziz şehitlerimize ve siz kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzun bilinciyle, Kayseri Şiir akşamları Şairleri adına başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal etmiş şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan siz gazilerimize ve şehitlerimizin değerli ailelerine saygılar sunuyor hoş geldiniz diyorum.
 
         Ve inanıyorum ki şehit yadigarı gazi torunu kanı kutsal olan bu nesil sizleri asla unutmayacaktır!
         Saygılarımla…
                               Betül ÖVÜNÇ
 


Şair Deniz Dengiz Şimşek'in; 7 Kasım 2008 gecesi ile ilgili yazmış olduğu köşe yazısı;

Heceler şehidi anlatınca, şairler şiir oldu.
Kayseri şiir akşamlarında bu Cuma akşamı, “şehitler ve gaziler “konusu işlendi.
Bu cuma akşamının konusunu bildiğim için ,akşam için saatleri saydım desem abartmış olmam. Çünkü bu geceye Harp Malulleri, Gaziler Ve Dul Ve Yetimler Derneği’nden de  konukların geleceğini bilmek heyecanımı daha da artırdı.
Programın başlamasına daha iki saat varken son hazırlıkları yapmak için yürütme kurulu ile buluştuk. Bir de ne görelim, biz erkenden geldik derken salon dolmaya başlamış bile. Bu, benim iki yıldır katıldığım toplantılarda daha önce görmediğim bir şeydi. Biz salonda hazırlıkları yaparken bir yandan da konuklar gelmeye devam ediyordu. İnanın programın başlamasına tam bir saat kaldığında salonun yarıdan fazlası  dolmuştu.
Salon artık gelen misafirleri almamaya başlayınca takviye sandalyeler getirtildi. Gelen misafirlerin isimleri tek tek alındı. Şiir okuyacak olanlar belirlendi. Heyecanımızı yenmemizi sağlayan bir tek şey vardı. O da herkesin birbirine destek olması ve  herkesin elinden geleni yapmasıydı. Kimi sandalye taşıyor,kimi birbirine çay veriyor,kimi dergileri dağıtıyor . Tam bir aile havası vardı bu günkü toplantıda. Ne de olsa gelen konukların arasında şehit aileleri, gazilerimiz ve yakınları yok muydu? Onlar bizim de ailemiz değil miydi?
İşte bu ortamda saat 19.30 u gösterdiğinde program başladı. Açılış konuşmasını Betül ÖVÜNÇ yaptı. Bu günün özel konusundan ve öneminden bahsederek konukları selamladı. Ali PEKER ve Ayşe KONUR’un sunmaya başladığı programın ilk şiiri Hasan GÜRPINAR ‘ın okuduğu ”Mehmedim”şiiri oldu.
Şehit aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Ali YAVUZ kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. Konuşmasında şehidi ve gazisi olmayan milletlerin tarih sahnesinden çok erken silineceğini belirtti. Gazilerin şehitlerin canlı şahitleri olduğunu vurgulayınca ne kadar önemli bir ortamda olduğumun farkına varıp irkiliverdim.
“Atalarımızın koruduğu gibi vatanı biz de koruyacağız” derken kendisinin de bir gazi olduğunu o an için bir kenara bırakmış sanki yeniden cepheye gitmek istiyormuş havası sezdim. Konuşmasını Mehmet Akif’in meşhur “Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber/gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer” beyitiyle bitiren Yavuz, bu geceyi tertipleyen şairlere teşekkür etti. Kürsüden inmeden Yavuz’a ,Erşader başkanı Ziya Şahin , tablo hediye etti.
Gazi Yılmaz ÜÇKAN  konuşmak için kürsüye geldi. “Biz vurulduğumuzda değil, unutulduğumuzda ölürüz” diyerek çok güzel bir mesaj verdi. “Kutsal emanetimiz  vatanı, herkese anlatmalı ve sevdirmeliyiz , bunu da en güzel şairler yapıyor” dedi. “Bizleri unutmayan değerli şairlere teşekkür ederim “diyerek konuşmasını bitirdi. Aslında söyleyeceği çok şey vardı. 
Şiir akşamı tahminlerin üzerinde bir yoğunluk ve güzellikle devam ediyordu. İşte bu coşkuya minik bir ses ben de varım diyerek ortak oldu. O, Gazi Çocuğu minik Yunus Emre idi. Kendisi minikti ama söyledikleri Erciyes’i titretecek kadar büyüktü. Gazi babasına yazdığı şiiri okurken, gözyaşları üzüntüden değil , böyle bir evlada sahip olmanın gururu ile damlayı verdi vatan sevdalı gönül pınarlarından. Minik bir çocuğun babasının kendisini kucağına neden almadığını ancak büyüdüğünde, babasının kollarının olmadığını fark ettiğinde anladığını ifade eden şiirinde bir de vatanı ve bayrağı sevmenin bir ömre bedel olduğunu vurgulamasıyla salonda alkış tufanı koptu. Ben de doya doya gururla izledim bu manzarayı.
Gecenin bitmesini hiç istemedim. Ama her güzel şeyin olduğu gibi bu gecenin de sonu gelmişti.
Gazilerimiz daha büyük bir organizasyonda, böyle bir gece yapalım dediler. Bu da bizi çok mutlu etti. Onların sesine tercüman olmak gerçekten bizim için onur vericiydi.
Deniz Dengiz ŞİMŞEK



Hasan Gürpınar - Eşsiz yorumuyla "MEHMEDİM" şiirini okudu



MEHMEDİM
Gayri anlatılmaz bu savaş bence,
Dağ,taş konuşmuştu kendi dilince;
"hücum"diye bir ses duydum ilk önce,
Sonra "Allah Allah"dedi Mehmedim...

Ne ana,ne sıla,ne yar hayali,
Bir gör Mehmed'deki kükremiş hali,
Kırpmadı gözünü,yağmur misali,
Mermi yedi,havan yedi Mehmedim...

Bu öyle bir iman öyle cehid ki,
Secde eder cümle canlı ve bitki,
Bir temmuz akşamı Allah şahit ki,
Şaha kalkmış vatan idi Mehmedim...

Tepeler...kan,barut dolu tepeler,
Süngü-süngü,namlu-namlu tepeler,
En önde fırladı dedi : "Bu sefer,
Yıkam bu ateşten seddi" Mehmedim...

Bir mermi göğsünü dağıtmış diye,
Mümkün mü talihe Mehmed baş eğe!
Meydan okur gibi kahpe feleğe
Devrilirken gülümsedi Mehmedim...

Bu akşamlar yıldızlar sararmış gibi,
Tepeler titreşir hava kış gibi;
Bir dağın sırtında dağ varmış gibi,
Omuzlamış bir Mehmedi Mehmedim...

Fuat AZGUR



Aşık Ziya "BAYRAĞIMI YERE DÜŞÜRME OĞUL" şiirini okudu

BAYRAĞIMI YERE DÜŞÜRME OĞUL

Seni polis ettim vatan yoluna,
Kuşanmış silahı takmış dalına.
Baban kurban olsun selvi boyuna,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Seni helal lokma ile besledim,
Kulağına ezan, kamet sesledim.
Erciyes Dağı gibi sırtım yasladım,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Sarıkamış Mehmetime kar olur,
Çanakkale düşmanıma dar olur.
Namusuma, şerefime ar olur,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Düşün AtaTürk'ü o gün nasıldı,
Gün geldi sınırlar, köyler basıldı.
Vatan diyenlerin sesi kısıldı,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Ali Gaffar Okan nice şehitler,
Yeryüzüne iner gece şehitler.
Dilimde duadır hece şehitler,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Kefen iki metre bez ile arşın,
Bedeli ödenir vatana karşın.
Ha ekmeği yedin, yada bir kurşun,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Bayrakla birleşir İstiklal Marşı,
Yağız atlarla geldik, titrettik arşı.
İmralı'da keyif çatana karşı,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

Ayyıldızı gökyüzünü süslesin,
İtirazı olan varsa söylesin.
AŞIK ZİYA şu dünyayı neylesin,
Bayrağımı yere düşürme oğul.

AŞIK ZİYA


Ozan Sezini "GÖÇEN MEHMEDİM" isimli şiirini seslendirdi


Ozan Erbabi "YÜREK YANGINI" şiirini okudu

YÜREK YANGINI

 
Gül vatanın bağrından demet demet derdiğim,
Destanlara adını "Mehmet" diye verdiğim,
Davul ile, zurnayla askere gönderdiğim,
            Koç gibi yiğitlerim tabut ile dönüyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
 
Yanmasın da ne yapsın? Her gün birer ikişer,
Gencecik fidanlarım kara toprağa düşer.
Elbette ki ölümü tadacak cümle beşer,
            Belki de insanoğlu acıyla sınanıyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
 
Allah'tan gayrısına asla eğilmediler,
"Yeter ki Türk vatanı hep sağolsun" dediler.
Şehâdetten başka bir rütbe istemediler,
            Her biri şehâdeti sanki düğün sanıyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
 
Ağlamasın anası "canıma yetti" diye,
"Evladım yıkanmadan, kefensiz gitti" diye.
Kuran bile buyurmuş "Onlar şehitti" diye,
            Var, bak ki; şimdi orda, kevserde yıkanıyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
 
Saf saf olmuş melekler, gıpta ile izliyor,
Bütün namlı şehitler yolunuzu gözlüyor,
Musab'dan  Önkuzu'ya hasret kalmış, özlüyor,
            Hazreti Hazma bile ordan sizi anıyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
 
Onlar; peygamberlere komşudur, ayan beyan,
Onlar; vatan uğruna yüreklerini koyan,
Onlar; dünya malına sırt dönen, çabuk doyan,
            ERBABİ onun için acıya dayanıyor,
            Bu milletin yüreği cayır cayır yanıyor.
                                            OZAN ERBABİ



Kayseri Şehit Aileleri Derneği Başkanı Ali Yavuz "ŞEHİTLİK VE GAZİLİK" konulu konuşma yaptı


Duran Tamer "ŞEHİTLER" adlı şiirini okudu


Deniz Dengiz Şimşek "MEZAR TAŞIMA ŞUNU YAZDIR ANNE" adlı şiirini okudu



Mezar taşıma şunu yazdır anne:

Yüreğim yanıyor anne..
Biricik oğlun ağlıyor...
Bir aslanken ben
Yalçın dağların yamacında
şimdi..
Can çekişen bir kuzuyum..
Bedenim soğuyor anne...
Tek sen varsın
aklımda şu an ,
bir de çocukluğum...
Nasıl koklardın beni
Dün gibi hatırlıyorum...
Göğsüne bastırdığın başımdan
kan sızıyor anne...
Sımsıkı sardığın bedenim
Titriyor..
Donuyorum anne..
ama yüreğim
Yüreğim yanıyor...

Şimdi bir adımda
Yanında olmak isterdim
Yanında olmayı bırak
bir adım atacak halim yok ...
Hayin bir pusuda
kıydılar bize...
Dizlerim artık yok anne..
Annem...
Dün rüyamda görmüştüm seni
"oğlum "deyip sarılıyordun..
sanki benimle vedalaşıyordun..

...
Anne!
"Şehitler ölmez" diyorlar
"Şehit anası Şanlıdır" diyorlar..
"Bu gün anneler günü" diyorlar...
Annem..
Analar rahat uyusun diye..
Rahat uyusun diye bebeler...
Ölüyorum...
Peki sen artık rahat uyuyacak mısın? Anne?
Şanlı bayrağım dalgalansın
vatanım ele yurt olmasın..
yani ben anne
kınalı kuzun
Memed’in..
Artık şehit anne...
ve sen de şanlı bir şehit anası..

Yüreğimde bir sen
bir de
Şu kahpe kurşun...
......
...
Mezar taşıma şunu yazdır anne:
"Bu toprak bir zaman Memed’e emanetti
Şimdi Memed, bu toprağa emanet!...."

Deniz DENGİZ ŞİMŞEK


Betül Övünç "YETTİ ARTIK" adlı şiirini okudu


YETTİ ARTIK!!!
 
Kaç ana yüreğinde bir şehit büzüşüyor,
Bu toprağın altında kırk bin şehit üşüyor,
Gözlerim mermi doldu, tetik düştü düşüyor,

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !

Bayrağımı yaktılar sabır dedik biz sustuk,
Sustuk diye sandılar korkak idik de pustuk,
Ah! Kabardı midemiz, yüzlerine kan kustuk,

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !

İmralı’da bir iti besle besle doymadı,
Kör karga bile gözü bunlar kadar oymadı,
Taş da değiliz hani, bizde sabır koymadı,

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !

Susa susa sus dağı olduk sandılar bizi,
Kokmuş  ağızlarıyla arsız andılar bizi,
Durdurmaz artık, silah, döşenen mayın bizi,

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !
Başka bayrak çekilmez bu yurdun gönderine,
 Pusularda kıydılar memleketin erine,
Bir öldük bin dirildik her mehmedin yerine

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !

Her gün şehit sarmaktan toprak bile ağladı,
Analar yüreğini kor alevle dağladı,
Kaç fidanın dilini kirli kurşun bağladı

Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !
Dik duruyor cennette şehitlerin başları,
Ağlamayın analar, üşür mezar taşları…
Boğacak katilleri, elbet bu göz yaşları,
 
Yetti artık bunların ettiği cana yetti !
Bilmem işledikleri kaçıncı cinayetti !
                                   Betül ÖVÜNÇ




Güneydoğu gazisi Yılmaz Üçkan; bu vatan uğruna herşeylerini nasıl feda ettiklerini anlatan duygu dolu bir konuşma yaptı. Son söz olarak şunları söyledi; "Şehitler ölümsüzdür. Bizler asıl unutulunca ölürüz!" 


Fazıl Ahmet Bahadır "BU VATAN KİMİN?" adlı şiirini okudu


Gazi çocuğu olan Yunus Emre Bozkurt "BABAM GAZİ OLMUŞTU" adlı şiirini okudu


Öngün Yıldırım şehitlikle ilgili bir şiir okudu


Emekli öğretmen Semra Meral hanımefendi; yaptığı şiir tadındaki enfes konuşmasının ardından, şehitlikle ilgili yazdığı şiirini okudu.


Şeyhmuz Çiçek "ŞEHİTLER" adlı şiirini okudu



Kayseri'mizin değerli sanatçılarından Tahsin Dadaş, o güzel sesi ile dinleyicileri mest etti.  Gecenin anlamına binaen seçtiği türkülerde; önce "ELEDİM ELEDİM" türküsünü, söyledi. Sonra da "YEMEN TÜRKÜSÜ" ile aldı götürdü bizleri Yemen'e


Bulut Deniz ise sanatçı Uğur Aslan'ın da seslendirdiği "MEHMEDİM" isimli şiiri okudu


Mustafa Ferit Yıldız "KURTLARIN VADİSİNDE" adlı şiirini okudu


Adem Kozanoğlu "ŞEHİDİM" isimli şiirini okudu



Aynı zamanda Güneydoğu gazisi olan şair Emin Kuzucular "NÖBET BENDE" isimli şiirini okudu

NÖBET BENDE


Söylenecek Sözün Bittigi Yerde
Yara Bende Aci Sende Türkiye’m
Al Kanin Hilali Tuttugu Yerde
Nöbet Bende Gurur Sende Türkiye’m

Bu Vatani Kanim Ile Sularim
Karisina Bin Bir Secde Kilarim
Göz Dikeni Tarihinden Silerim
Nöbet Bende Dua Senden Türkiye’m

Istemem Insanin Kani Akmasin
Dagda Tasta Pis Lesleri Kokmasin
Bosa Buna Kimse Karsi Çikmasin
Nöbet Bende Güven Sende Türkiye’m

Vatanin Huzura Ermesi Için
Yavrumun Gögsünü Germesi Için
Vahsetin Cihanda Durmasi Için
Nöbet Bende Düzen Sende Türkiye’m

Yabancilar Onurunu Ezmesin
Vatanimda El Çizmesi Gezmesin
Hainler Yurdumda Huzur Bozmasin
Nöbet Bende Huzur Sende Türkiye’m

Kulaklar Ezani Duymasi Için
Bacim Yazmasini Giymesi Için
Günesin Özgürce Çavmasi Için
Nöbet Bende Dirlik Sende Türkiye’m

Yasamak Isterim Dirlik Içinde
Top Yekûn Bu Vatan Birlik Içinde
Ölürüm Öldürtmem Bebek Besikte
Nöbet Bende Birlik Sende Türkiye’m 


Gazi Emin KUZUCULAR

  

Dr. Mesut Özbek "GAZİ" adlı şiirini okudu


Aşık Cefai "OĞUL" isimli şiirini okudu


Abdulkadir Göçmen "VATAN AŞKI" adlı şiirini okudu



Halit Doğan "DİYARBAKIR ŞEHİTLERİ" şiirini okudu


Süleyman Karacabey "SUSTURUN ARTIK" şiirini okudu



Aşık Büryani, şu anda  Aktütün'de asker olan oğluna yazdığı "O BİR TÜRK EVLADI" şiirini okudu


Mekanımızın yeni şairlerinden Hilmi Erçelebi "BİR ÇANAKKALE DE ORADA KURULUR" adlı şiirini okudu




............................................................................................................

GECEDEN DİĞER KESİTLER


O güzel gecenin sunucuları; Ali Peker - Ayşe Konur


ERŞADER Başkanı Aşık Ziya Şahin, Şehit Aileleri Derneği Başkanı Ali Yavuz'a Türk Bayrağı ve tablo hediye etti



Sunucu Ali Peker, Şehit Aileleri Derneği Başkanı Ali Yavuz Bey, Gazi yakını misafir, Gazi Yılmaz Üçkan ve Ozan Erbabi



Geçen haftaki çıkarılan derginin beğeni ile incelenmesi; Laçin Yayınevi sahibi Sayın Mehmet Çelebi, Şair Şeyhmuz Çiçek, Şair Ali Yağmur ve diğer misafirler

dergi
İşte bir emeğin ürünü; 31 Ekim tarihli muhteşem gecenin belgesi olan dergimiz

misaifrler
Şairler ve misaifirleri


Geceden bir başka kare


Misaifirlerimizden Dr. Seyfi Şahin Bey ve Şair M. Ferit Yıldız


Gecelerimizin fon müziğini hazırlayan değerli yönetmenimiz Halit kardeş



 

 

 

BU VATAN KİMİN?

 

Bu toprağın cefasını biz çektik.
Sefasını eller sürdü yıllarca.
Kırılmadık,incinmedik,küsmedik.
“Vatan”dedik , candan aziz belledik
Ulû’l emr’e itaatse eyledik.
“Ver “ dediler;
Vergi verdik
Oğul verdik,
Kan verdik.
“Öl” dediler.
Birileri rahat yaşasın diye,
Sakınmadık,gizlemedik can verdik.

“Al” denir mi diye boşa bekledik.
Denmedi bir türlü ,ne iştir oğul!...

Farklıydı güneşi,havası,suyu.
Uzak diyarlarda asırlar boyu
Dili başka,dini başka ordularla boğuştuk.
Zaferleri sahiplendi vezirler,
Bozgunların günahını biz çektik.
Balkan’da kol kaldı,Yemen’de bacak
Kafkas Cephesi’nde yürekler dondu.
Yüzbinler gömüldü Çanakkale’ye...

Uğrunda sönünce bu kadar ocak,
Zannettik ki vatan bizim olacak,
Olmadı bir türlü ne iştir oğul!...

Son bir gayretle yollara düştük,
Vatan bizim dedik.
Gene dövüştük.
Eylül’de denize bakıp İzmir’den
Kılıcı soktuk kınına,
Astık duvara mavzeri.
Gâzi diye üç beş sene hatırımız sayıldı,
İzzet,ikram,saygı gördük her yerde.
Sonra unutuldu gitti şanımız.
Topal kaldı,çolak kaldı adımız.

Arşı salladı da ah-ü zârımız
İşiten olmadı ne iştir oğul!...

Tarihler,nesiller,şartlar değişti.
Devirler,sınırlar,adlar değişti.
Değişmedi gitti alın yazımız.
Bu dün de böyleydi,
Bugün de böyle.
Savaştan savaşa bizimdir vatan ,
Barışta sahibi değişir oğul .

Hikâye hep aynı ,
Farkı anlatan .
Bu kötü kaderi değiştir oğul !...

 

FAZIL AHMET BAHADIR




OĞUL

 

 

--Dağ da yandı, dağ da yandı,

Yavrum, canım dağda yandı.

Ben derdimi dağa verdim,

Dayanmadı, dağ da yandı.--

 

Yüreğim yanıyor, nasıl anlatam,

Hain teröristin işi ne oğlu?

Ya nasıl sabredem, nasıl unutam,

Yaktın ciğerimin başını oğul.

 

Üzülmek boşuna, böyle kaderin,

Ne adın silinir, ne dolar yerin.

Bize ulaşmadan kara haberin,

Gördüm bir gün evvel düşünü oğul.

 

Canım yandı telefonum çalarken,

Anlamıştım komutanın ağlarken.

Yaz sonunda tezkereni beklerken,

Getirdin ömrümün kışını oğul.

 

Yavrum, sana yanmayan can kalmadı,

Ağlamayan hiçbir insan kalmadı.

Dizimde fer, damarda kan kalmadı,

Kuruttun gözümün yaşını oğul.

 

Kundaklar beledim, beşikler burdum,

Yirmi yıl seninle avundum durdum.

Yuvamdan uçurdum, yuvanı kurdum,

Ya kime bıraktın eşini oğul?

 

Takdîri ilâhi böyle dediler,

Taze çiçeğimi erken derdiler.

Çınar teslim ettim, tabut verdiler,

Koydular önüme naaşını oğul.

 

Yaptılar örf, adet, makam töreni,

Dedim ki seyredem, bakam töreni.

Açtım albayrağı, takam töreni,

Kurşunlar süslemiş döşünü oğul.

 

Dedim CEFAİ’ye “gel, bir ağıt koş,”

O dedi; “Fatiha, Yasin daha hoş.”

Allahın hikmeti, her gün iki kuş,

Bekliyorlar mezar taşını oğul.

 

 

AŞIK CEFAİ



GÖÇEN MEHMEDİM

 

Kanına yansımış gökteki hilal,

Şehadet şerbeti içen Mehmedim.

Anadan emdiği ak sütü helal,

Vatan için candan geçen Mehmedim.

 

Vurulsa alnından binlerce kere,

Yine de sancağı düşürmez yere.

Ruhu kanatlanıp mavi göklere,

Allah Allah diye uçan Mehmedim.

 

Kanını coşturur İstiklal Marşı,

Ya Allah dedi mi titretir arşı.

Etten duvar olur düşmana karşı,

Çağ kapatıp çağlar açan Mehmedim.

 

Atadan yâdigâr mukaddes yurdu,

Canı pahasına bekliyor ordu.

Tarihe kanıyla mührünü vurdu,

Cennet hanesine geçen Mehmedim.

 

OZAN SEZİNİ



SUSTURUN ARTIK İTİ

Bunlar azdı artık beyler azdı
İhanet yetmiyor gibi
Birde ağzını bozdu
Emri veren imralının iti
Ne özerkliği ulan
Ülkeyi bölmektir bunun adı.

Bebek katilini
Salıvermekmiş halkın arasına
Katkı sağlarmış barışa
Kim kime küstü ki barışa
Geçiri verinde urganı boynuna
Ders olsun hain soysuza.


Çok laf ediyorlar bunlar
Kendilerini
Osmanlının son zamanında sanıyorlar
Mustafa Kemali nasılda unutuyorlar
Susturun artık o iti
Ne kürdü ulan, O ermeninin piçi.

Kürt benim gardaşım
Paylaştım onla ekmeğim aşım
Kız aldım kız verdim
Karıştı canım kanım
Olmadı asla hiçbir zaman hasmım
Kanıma dokunan o iti susturun artık.

Bu millet sizi çok iyi biliyor
Şehitlerimin kemikleri sızlıyor
İmralı köpeği barzaniyle birlikte ürüyor
Birde kalkmış özerklik istiyor
Ne özerkliği ulan
Ülkeyi bölmektir bunun adı
Susturun artık susturun iti


Böldürtmeyiz Vatanımızı
Feda etmişiz baştan canımızı
Kızdırmayın beni yoksa alayınızı
Birde yanınızda coni dayınızı
Hele o imralıdaki bebek katilinizi
Vallahi kazırım kökünüzü.
Yete artık yeter susturun o iti.

Süleyman KARACABEY 


                                              MEMEDİM' İN   ÖYKÜSÜ
                                         
                                           Sümbüller hiç açmasa da,
                                           Karanfiller olmasa da;
                                           Menekşe  boynun  bükse,
                                           Lâle yoksa,
                                           Güller  solsa;
                                           Solmaz senin solmaz,
                                           Senin, senin bütün
                                           Çiçeklerin.
                                         
                                    
                                           Ardına bakmadan
                                           Memedim
                                           Yürümüş gidiyorken,
                                           Yavrunda kalsa da aklın;
                                           İçtimadaydı niyetlerin.
                                           Ve nöbetteydi, asıl nöbette;
                                           Şimdi senin, senin bütün
                                           Duaların.
,

                                           Ahh...
                                           Özlesen de  Ayşe'ni
                                           Çıkarıp da resmini
                                           Ara da baksa da gözlerin,
                                           Tüfeğindeydi o asîl ellerin.
                                           Hiç kıpırdamadan
                                           Tetikteydi , hep tetikte;
                                           Senin, senin  bütün
                                           Parmakların.


                                           " Ya şehit ol, ya gazi!"
                                           Diyen aslan babanın
                                           Kulağında çınlasa  da sesi;
                                           O gözü pek,
                                           Babayiğit  kumandanındı;
                                           Senin şimdi,
                                           Senin, senin bütün
                                           Liderlerin.

                                            "Hadi git kınalı kuzum,
                                            Helâl olsun  sana sütüm!"
                                            Duası huzurun;
                                            Hâlâ damağında tadın
                                            Helâl sütüydü annenin.
                                            Amma, önce bu toprağın  çocuğuydun;        
                                            Artık bu toprağı tadacaktı,
                                            Senin, senin bütün   
                                            Emziklerin.

                                            Toprağımda yazılı,
                                            Bayrağımda asılı
                                            Gazimin  aslı.
                                            Bıraksa da  bu kutlu yolda
                                            Gözünü kulağını,
                                            Kolunu bacağını;
                                            Yürüyor,işte bak yürüyor,
                                            Senin, senin bütün
                                            Yüreklerin!
 
                                             Öğretmeninin  hem okuduğu,
                                             Hem"Bu Vatan Kimin?"diye sorduğu
                                             O şiirin  sonunu;
                                             "Rüyada değil,
                                             Topun namlusundadır hasım!"
                                             Diye hatırlardın Memedim...
                                             Doğru, eksik de olsa doğru;
                                             Senin,senin bütün
                                             Ezberlerin.

                                             Diken  batsa eline
                                             "Anam!..." diye feryat eder;
                                             Saçını okşarken eli,
                                             Kucağında sabahlardın...
                                             Kahpe kurşun girmiş,
                                             Kan sızıyor   bağrından da ;
                                             Diz çökmüş, toprağı okşuyor ,
                                             Senin, senin bütün
                                             Şefkâtlerin.

                                             Yükselirken ruhun
                                             Gökteki ayyıldızıma;
                                             Gönderdeki bayrağımla
                                             Selâmlaştı kanatların;
                                             Semâdaki ay ve yıldızlar sevinçle,   
                                             Selâmlarınla kucaklaştı bir bir...
                                             Ve... Arş-ı Â'lâya ulaştı çok şükür,
                                             Senin, senin bütün
                                             Vuslatların.
    
                                             
                                             Sümbüller hiç açmasa da,
                                             Karanfiller  olmasa da;
                                             Menekşe boynun  bükse,
                                             Lâle yoksa,
                                             Güller solsa,
                                             Solmaz snin solmaz;
                                             Senin  hiçbir
                                             Senin, hiçbir 
                                             Çiçeklerin.
                                                 
                                                                          Semra  MERAL




BİR ÇANAKKALE DE ORADA KURULUR

 

  

Dağa taşa dolmuş cahil çapulcu,
Irk ayrımı yaparak arınamazsın,
Masum canları yaktı bu işin ucu,
Öfkem dolar inine sığınamazsın,

 

O dağların yüreği kanımla dolu,
Kan akıttın açıldı lanetin yolu,

Bükülür mü sanmıştın ordumun kolu,
Dağıtırım yurdunu barınamazsın.

Binlerce yıl saldırsan kopmaz bir taşı,

Al bayraklı tabuta koyarım başı,
Acıkırsam yemeğim şahadet aşı,
Canavar şahı olsan kazanamazsın,

 

Göklerden alev yağar,tanklarım yıkar,
Yüreğinden bu korkum sanma ki çıkar,

Kaçamazsın yolları Azrail tıkar,

Dünya mahşerindir yaranamazsın.

 

Vurduğun o bebekler yoluna durur,

Yetimler ve analar teselli bulur,
Seninle cenk etmekse bayramım olur,

Cengim çetin geçerde dayanamazsın,

Malazgirt, Mirkefolon kimden sorulur,
Sakarya,Dumlupınar hayra yorulur,
Bir Çanakkale de orada kurulur,

Sen şehit boyasına boyanamazsın.
                               Hilmi ERÇELEBİ




Kayseri Büyükşehir Belediyesi Personeli İbrahim ÖZVARİNLİ ise "TÜRKİYEM" isimli şiirini okudu

TÜRKİYEM                                                                                            

 

Dur demeye gücüm yetmiyor     

Şu zalimler dur durak bilmiyor      

Her yerinde şehit verdik  

Güzel yurdum Türkiye’nin      

 

Atalarımızdan bize kalan    

Karış karış topraklardan  

Zerresini dahi alamazlar       

Güzel yurdum Türkiye’nin    

                                                                                                      

Şehitlerimiz  Gazilerimiz    

 Bu vatan için yaptıklarınız   

Büyük gurur veriyor insana  

Güzel yurdum Türkiye’de                                                                                                           

 

Hepimiz Mehmet’iz hepimiz Ali    

Kiminin anası var kiminin yari         

Yüreklerine taş basarlar   

Güzel yurdum Türkiye’de                                                                                                              

 Analar babalar kardeşler         

Duyun sesimi can yoldaşlar  

Hesabı elbet sorulacaktır          

Güzel yurdum Türkiye’de     

                                                                                                   

Zalim cezasını çekecek      

Elbet bunun sonu gelecek   

Yaptıkları yanına kalmayacak    

Güzel yurdum Türkiye’de.                                                                                                     

 

İBRAHİM ÖZVARİNLİ  

 


KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 24 ziyaretçi (48 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=