5 Aralık Şiir Dinletisi




Dergimizin ön kapağı



Dergimizin arka kapağı


KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI

5 Aralık Şiir Dinletisi

 
ŞİİR NEDİR?
 
Şiir bir sihirdir, büyüdür bence,
Varlıktaki sırrı görmektir şiir.
Şiir; uyumamak gece boyunca,
Her müşküle kafa yormaktır şiir.
 
Şiir, şairine verdirir emek,
Şiir, şairine yedirmez yemek.
Şiir, şairinin şerefi demek,
Sözüne bastığın parmaktır şiir.
 
Şiir, canlı iken sokar kabire,
Şiir, aman vermez yanlış tâbire.
Şiir bir yönüyle benzer cebire,
Hecelerle denklem kurmaktır şiir.
 
Şiir, sevgiliye mektup puludur,
Şiir, Edirne’den Kars’ın yoludur.
Şiir baştanbaşa Anadolu’dur,
Onda güzelliği dermektir şiir.
 
Şiir, Leyla sanmak cümle güzeli,
Şiir, Mecnun gibi olmaktır deli.
Şiir, Kerem ile kora düşeli,
Ferhat olup, dağı yarmaktır şiir.
 
Şiir, taa Yemen’e ağıt ağlamak,
Şiir, Veysel ile türkü söylemek.
Şiir, Fatih’leri Avnî eylemek,
Çağdan çağa mühür vurmaktır şiir.
 
Şiir, Yavuz ile bükmek bileği,
Şiir, Fuzûli’yle çekmek çileyi.
Şiir, Akif ile bozmak hileyi,
Yayı hedefine germektir şiir.
 
Şiir, çölde bulmak bir damlacık su,
Şiir, Nedim ile lâle kokusu.
Şiir, unutmamak Koca Yunus’u,
Tapduk Dergâhı’na girmektir şiir.
 
Şiir, hicret etmek kutsal menzile,
Şiir Medine’de kavuşmak Gül’e.
Şiir Bilal olmak Ebu Cehil’e,
Uhut’ta vuslata ermektir şiir.
 
Şiir, misyonunu etmektir edâ,
Şiir, bırakmaktır  ardında sedâ.
Şiir, ERBABİ’yle ederken vedâ,
Başı dimdik Hak’ka varmaktır şiir. 
OZAN ERBABİ
 
 
OKYANUS/ Nadide GÜRPINAR
İlkbahara bekle beni demiştin
Hiç mi orda kış baharı bulmuyor?
Düşlerin mi yoksa sen mi değiştin?
Ayrılıktan aşka sıra gelmiyor
 
Okyanus mu iki şehrin arası?
Kaç saatlik yol ki şunun şurası?
O verdiğin ümitlerin süresi
Her nedense bitmek nedir bilmiyor
 
Gün kavuştu, ikindiye vakit dar
Bir öpüşten, dokunuştan ne çıkar?
Güzelliğin aşkın kadar aşikâr;
Mazeretin bu gerçeği silmiyor
Okuyan :Mustafa YALÇIN
 
FARZET/ Ali TEKİNTÜRE
 
Ne sen beni gördün, ne ben seni
O büyük tesadüf olmadı farzet
Tanışmamış gibi olalım senle
O sevgi gönlüme dolmadı farzet

Farzet bir rüyaydı, uyandın bitti
Farzet bir hayaldi, kayboldu gitti
Farzet ki gözlerin bir oyun etti
İki gözüm seni görmedi farzet

Artık seni anmam, seni düşünmem
Sevgilimsin diye koşmam peşinden
Uçan kuş misali geçtin başımdan
Ellerim elini tutmadı farzet
Okuyan :Mustafa YALÇIN
 
 
 
BAHTISER
 
Yine hicran düştü bahtı serime,
Sevdanın narında dağlanıp yandım.
O yar bir zalimi koydu yerime,
Bir tatlı sözüne bağlanıp kaldım.
 
Derdimi kimseye açamaz oldum,
Aşkın sıratından geçemez oldum.
Hasmımı hımsımı seçemez oldum,
Her yüze güleni dost olur sandım.
 
Yolunu gözledim, gelirsin diye,
Akan gözyaşımı silersin diye.
Sarılıp koynuma girersin diye,
Daldıkça maziye, ismini andım.
 
Bir busenle güller açtı yüzümde,
Sen olmazsan dünya ne ki gözümde.
Nadide çiçeksin, sırsın özümde,
Sevdayın zehrine bal diye bandım.
Mustafa Ferit YILDIZ
 
 
ERCİYES DAĞI’NA
               
Zirvedesin, az rastlanır eşine
Ulaşmak zor, düşülse de peşine
Beyaz duvağını takmış başına
Düğünü başlayan gelin Erciyes
 
Sarpsın fakat geçit verir yolların
Boş değildir göğüslerin bellerin
Yazın daha açık cömert ellerin
Besler Kayseri'yi selin Erciyes.
 
Radarısın Sibirya'dan Yemen'in
Simgesisin “Kayserili” demenin
Dilde destan pastırmayla çemenin
Nasıldır bilemem balın Erciyes
 
Gözün aç, ticarî ahlak çok bozuk
Bu mu Osmanlı Türk, ne kadar yazık
Evlat babasına atıyor kazık
Bitti mi solacak gülün Erciyes?
 
Toros'tan Binboğa'ya uzanır elin
Zamantı'yı besler coşunca selin
Ali Dağı, Yılanlı emrinde gelin
Kuş Cennetiyse gölün Erciyes
 
Mademki amirsin susmasın dilin
Ruhunu kaybetti halı ve kilim    
Riyaya terk etmiş yerin ilim
Bitti mi takatin pilin Erciyes.
 
Dumanın hiç eksik olmaz başından
Yörük Türkmen çadır kurmuş döşünde
Ötüken’i görür müsün düşünde
Yoksa elinde mi elin Erciyes.
 
Ben Turan'a, sen Kafkas’a hasretsin
Birleştir elini bu çile bitsin
Kaşgarlı Mahmut'un duası etsin
Çözülür belki de dilin Erciyes.
 
Balaban'ım göz açınca dünyada
İz arardım Yes şehrinde Konya'da
Aktır saçın dik tut başın dünyada
Dökülse de yoktur kelin Erciyes.
M. Bekir BALABAN
 
BALABAN’A MEKTUP
                      
Niye sustun zulme vebalin büyük
Söylemezsen bari yaz be Balaban
Çok mu ağır sanki bu çile bu yük
Bu ceza bizlere az be Balaban
 
Yüzün kızarmaz mı TVye bakıp
Bıraz Türk'üm deme ayyıldız takıp
Yeter demek lazım meydana çıkıp
Fazla bu sendeki naz be Balaban.
 
Vatan sevmek öyle olur mu sözle?
Top yekün uyuştuk bir hal var bizde
İman alev alev yanmazsa közde
Düşer mi sineye köz be Balaban.
 
Susar mısın zülme göz göre göre?
Gaflet yakışır mı er oğlu ere?
Esir soydaşını düşün bir kere
Uyan şu gafletten tez be Balaban.
 
Unutma müminin çilesi bitmez
Yanmayan ocağın dumanı tütmez
Bizim bize bile gücümüz yetmez
At nefsi vur yere ez be Balaban.
 
Gençliğini yâd ellerde geçirdin
Kırk seneyi sabır diye uçurdun
Geçen gördüm ikindiyi kaçırdın
Oldu günahımız yüz be Balaban.
 
Bosna'da Hersek'te ezanlar susmuş
Esir soydaşlarım kadere küsmüş
Üç buçuk soysuzda köy kenti basmış
Rahatça uyurken biz be Balaban.
 
Dilimiz lal olmuş gözümüz ama
Alıştık rüşvete faize zama
Her şeyi açıkça yazardım amma
İncele düşünde çöz be Balaban.
 
Sezini'de aynı gaflette yatar
Bak sabrı taşınca dostuna çatar
Daha çok var ama şimdilik yeter
Makbulü kısa ve öz be Balaban
OZAN SEZİNİ
 
 
 
ÖFKEM BARUT KOKUYOR, ELLERİM NERGİS!
 
Gece, gündüzle kardeş oldu can
Ateş, su ile yaver!
Bir dokunsan bin ah da etmiyorum ha!
Konuşsam dilim dizini döver
Savruluyorum! Uzat ellerini
Küllerimi ateşe ver…
 
En masum dünlerimi örtüyor bir his
Öfkem barut kokuyor ellerim nergis!
 
Göğü, çarklarında öğüten kanat sesleri
Ödünü koparıyor uçurtmamın.
Ensemde, yırtılan gölgenin nefesleri
Üflüyor avucumdan;
Aydınlığını gündüzün..
Korkuyorum karanlıktan
Beynimi yıkıyor hüzün!
Aklımda, kırk yamalı bir bulut kalıyor
Bir de senin yüzün!
 
Beyaz bulutlarıma damlıyorken is
Öfkem barut kokuyor ellerim nergis!
 
Sırça köprüler geçtim
Çelikten kırat ile.
Saçlarınla bağladım Dicle’yi Fırat ile…
Bin yıllık menzilimdin can
Tam bin yıllık gaile!
 
Adımlarımı yordu yollarda kasis
Öfkem barut kokuyor ellerim nergis!
 
Bir kanadım serçe, can
Bir kanadım kartal…
Aç göğüs kafesini
Sakla beni, gitme kal…
 
Üşüyorum yine bak,
Biraz ver güneşinden.
Halsizim, daha fazla gelemem ki peşinden
 
Yâr dağında dağıldı içimdeki sis!
Öfkem barut kokuyor, ellerim nergis!
Betül ÖVÜNÇ
 
 
YALNIZIM
 
Nasılda geçmiş bunca zaman,
Okul yıllarım, çocukluğum.
Önce babam için okunmuştu ezan,
Dayanamadı yokluğuna, arkasından anam.
Okul, askerlik, ekmek derken,
Nikah masasına oturmuştum erken erken
Hem de bir başkasını severken...
Kolay kolay evet demezdim aslında,
İnatçıydım, asiydim normal hayatımda,
Artık yalnız değildim,
Gelinlik giymiş bir kadın vardı yanımda,
Bir gün baldızım aradı, sesi heyecanlıydı,
Oğlumu müjdeliyordu, hanımım iki canlıydı
Hanımın tarafı, amcam, halam dayım,
Alabildiğine kalabalık ortasındayım.
Bir akşam üstü iş dönüşü,
Çok tanıdık gelmişti,
Otobüsten inen bayanın yürüyüşü,
Biraz tedirgindim, pardon diyecektim.
Niyetim kötü değildi, yol isteyecektim.
Edalı bir şekilde geriye doğru döndü,
Aman Allah’ım bu o, eski sevdiğim Döndü
Hemen tanımıştı beni, merhaba dedi.
Hiç değişmemiş eskisi gibi güzeldi sesi.
Hal hatır sorup, konuştuk sağdan soldan,
İri yapılı biri geçiyordu ki yoldan,
Seslendi ona, “tanıştırayım, eşim” dedi,
Birazda çekinmişti, halinden belliydi.
Ayaküstüydük, iyi akşamlar deyip ayrıldılar duraktan,
Eve nasıl geldim, saat kaç olmuş bilmiyordum.
“Nerede kaldın” diye soruyorlardı çocuklar meraktan,
Susup duruyordum, kimseyle konuşmuyordum.
Kim yazmıştı bu kaderi, bu muydu alın yazım.
Dinmek bilmiyordu, yandı yandı içimdeki sızım.
Aynı hayat değil miydi yaşadığım ve yalnız başladığım.
Şimdi bir oğlum var bir de kızım.
Değişen hiçbir şey yok, ben yine yalnızım...
Bünyamin FEYZİOĞLU
                                                                      
 
 
 
MUAYENE SIRASI
 
 Bir kaygı içimi sardı akşamdan,
 Zannetmeyin kurtulması zor ondan.
 Bir yolgösterin ki kurtulam şundan,
 Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
 Gelirmacep muayene sırası.
       Erkenden varayım diyerek çıktım,
       Giderken sağıma soluma baktım.
       Nerdeyse bir depo benzini yaktım,
       Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
       Gelirmacep muayene sırası.
  Başlayıp tekerden firene bastı,
  Biraz sonra baktım suratın astı.
  Dostum bunlar eksik diyerek kesti,
  Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
  Gelirmacep muayene sırası.
        Kime baksan bin bir türlü derdi var,
        Bitmezki bu dertler geçse de yıllar.
        Halini bilmeyen halden ne anlar,
        Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
        Gelirmacep muayene sırası.
  Neler geldi bir görseniz başıma,
  Arabayı verip gittim işime.
  Hiç bakan yok gözünüzün yaşına,
  Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
  Gelirmacep muayene sırası.
        Bahar yaz gelecek yeterki yaşa,
        Akıl sır ermiyor yapılan işe.
        Özelleşti herşey olduk dört köşe,
        Kayseri'yle şu Gömeç'in arası,
        Gelirmacep muayene sırası.

                                 İbrahim MUCUK
 
 
ASIL MÂNÂ
 
Dergâhlarda tavlanam,
Can evimde avlanam.
Nefsimle hesaplaşam,
“Ben” dedi pîrîm Yunus.
 
Can kuşunun kafesi,
Gerçek varlık gölgesi.
Kâinatın zerresi,
“Ten” dedi pîrîm Yunus.
 
İçin yanan bir korsa,
Göz yaşların kurusa.
Yüreğinle ağla da,
“Sön” dedi pîrîm Yunus.
 
Fizan’a da sürülsen,
Çarmıha da gerilsen.
Hakkı nerede görsen,
“Yön” dedi pîrîm Yunus.
 
Kâinat kul insana,
İnsan kulluğu Hakka.
Varlıkta asıl mana,
“Can” dedi pîrîm Yunus.
 
Ben Yunus’um kendimce,
Sır tutarım bendimce.
Hak için Hakka göre,
“Sev” dedi pîrîm Yunus.
Köksal AKÇALI
 
 
 
 
BEN ŞEHİRDE KAYBOLURUM
 
Ben şehirde kaybolurum,
Şehir bende kaybolur.
 
Şehir bugün sessiz,
Şehir sarhoş.
Bazen hantala benzetirim,
Bazen beyazda kaygısız gözükür.
Kaygısızın yeni ismi kent.
Burada mevsim yaşamaz,
Yarın umut olmaz bu şehir.
Feryat figan ağlayanlar,
Yoksulun üstüne bir kâbus.
Ezikliği mutluluğa dönüşmez.
 
Şehir denen yerde mi,?
Vurgun yemiş gönüller.
Sefalet kıskacında alnı terli insanlar,
Harmanda dönen öküz gibi döner durur.
 
Dağ yamacında yaşayanlar vardı,
Ekmeğini toprakla kazananlar.
Kanat çırpan turnaya benzerler,
Ölümsüzlüğe onlar süzülür.
Gün batarken sevinen yarasalar,
Yenik, yorgun insanların üstünde.
Tetikler düşer hayallerin beyazına,
İşte o zaman kar yağar,
                        Kir yağar,
                        Kan yağar.
 
Lekelenir üstümüz,
İntizar vitrinine benzer sokakları.
Sokakların intihar kokar.
İsyan edip baş kaldırmak ne fayda,
Cellat şehir insanı un gibi öğütür.
Can pazarı yaşanır, akşam karanlığında.
 
Dünü, bugünü hep aynı bu şehrin,
Yağmurdan önce çöker,
Kentin üstüne karabulut.
Sefalet aynası yansır yüzüne,
Sessizlik türküleri dinler yüreğim,
Yorgunluğumu aklıma düşürür.
 
Yine de sen çal, acılı bir arabesk şarkı,
Yıldızlar düşsün birer birer sokaklara.
Yeniden dirilmemiz gerekir,
Ömrü çürüten bu şehirde.
 
Ben şehirde kaybolurum,
Şehir kaybolur bende
Yüksel KALKAN
 
 
 
 
BENİ AYNALARDA AĞLATTILAR
 
Kurşun rengi gecenin
Uykuya teğet
Hasrete müebbet saatlerinde
Acıyı demledim,fincan fincan içtim
Yalnızlığınla sevdanı
Akıl coğrafyama,gönül dağlarıma
Sınırsız çizgilerle çizdim.
Karanlıklar içinde silüetin düşerken odama
Baharın güneşe
Çiçeğin suya
Toprağın yağmura sevdası gibi
Yandım sevdana
Yandım hasretine.
 
Her yalnızlık
Yenilgiye mahkum iken
Yenildim ben, esir oldu bedenim
Cüce aklım
Şeytanlar gibi dilsizleşti
Sağır Cümlelerim
Topal Kelimelerim
Anlatmaya yetmedi ızdırabımı
Çaresizliğe boğuldum
Ümidin renklerinden
Seni devşirmeye gücüm yetmedi
Can verdi dermanım
Gömdüm toprağına
Sensiz geçen zamanı.
 
Kalabalıklar celladım oldular
Çelme taktı sevdama şehre Donkişot olanlar
Seni benden,beni senden kıskandılar
Toprak bakışlı gözlerinden
Bin bir nara attılar
Ar damarı çatlayan
Fitne fesat yılanlar
Akıtıp zehrini
Sevgimi ağlattılar.
 
Gecenin selamsız ve firari saatlerinde
Canımı yaktılar
Gerçeğin gerdanlığında
Dillerim tutsak
Sözlerim yalan sandılar
Beni aynalarda ağlattılar.
Süleyman KARACABEY
 
ACEP NERDESİN

Baharda mevsimler hep kışa döndü
Sarardı bağlarım virana döndü
Kurudu umutlar filizler söndü
Perişan ettin gönlümü acep naedesin.

Firagım sinemde olunmaz yara
Felek sesim duyur vefasız yara
Vuslatım kalsada başka bahara
Seni arıyorum bilmem nerdesin.

Leylağım hanım elim lalem sümbülüm
Gönül bahçemde açan has gülüm
Şakıyıpta öten tatlı bülbülüm
Arıyorum seni bilmem nerdesin.

Vurulmuş aslanım iyi olmazam
Tabibim ilacım sendedir çaram
Dağlara taşlara ismini yazam
Duyulmazki sesim bilmem nerdesin.

Aradım heryerde yine sen yoksun
Perişan ettin gönlümü nerdesin
Zavalı yüreğim sensiz ne eder
Perişan ettin gönlümü nerdesin.

Şu garip Tural'ın perişan halı
Bilmem nere gider meçhul ahvalı
Yakından degilse uzaktan bari
Selamın gelmiyor bilmem nerdesin.
                                        Ömer TURAL
 
 
OĞLUM
 
Gün be gün hasretin içimi dağlar
Bu yolda gidenler gelmiyor oğlum
Dayanmaz yüreğim gözüm kan ağlar
Ecel aldığını vermiyor oğlum
 
Ezel dağıtılmış herkesin payı
Boşa sevdim boşa yalan dünyayı
Kollarım gençlikte gerdiği yayı
İhtiyar olunca germiyor oğlum
 
Yandı ömrüm rüzgâr savurdu külü
Hayat penceremin karardı tülü
Herkes bahçesine diktiği gülü
Kendi elleriyle dermiyor oğlum
 
Gün ortası karanlıklar çöker mi?
Eceli insanı tutup çeker mi?
Nasıl oldu ise o,kahpe mermi
Benim aklım hala ermiyor oğlum  
Abdulkadir GÖÇMEN

 

DOSTÇA
Sen yıkılmak nedir bilebilir misin
Kök salmış çınar misali arkadaşlığın
Bir lahzada çöküşünü görebilir misin
Göz yaşlarını akıtabilir misin derinliğine yalnızlığın
 
Ne büyük ıstıraptır çekilen duyabilir misin
Görünce tertemiz duyguları çiğnediğini ayakların
Öldürmez,süründürür insanı,binlerce sitemkarın
'Dostum' kelimesine hasrettendir çatlaklığı dudaklarımın
 
Geçen güzel günler hep sahtemiydi söyleyebilir misin
Dostluk için dostça edilen yeminler hatırlayabilir misin
Dönüp sonra bugünlere yine gülebilir misin
O günler gerçek idiysen anlat bugün nesin
 
Birer güzel anısıdır kalan resimler mazinin
Kimdedir ihaneti edilen büyük yeminin bilirsin
Her şey apaçık yeri yok,ne cümle nede kelimelerin
Beceremedik arkadaş kalmayı,dostça ayrılalım ne dersin
  
                                                        Mesut ÖZBEK




Kara Öküz

Kara öküzümü sattım
Parasına oğlak aldım
İki oğlağın yüzünden
Vallahi öküzsüz kaldım
 
Karaydın öküzüm kara
Sattım seni Şahanlar’a
İnan seni satmazdım ben
Lazım olmasaydı para
 
Avradın kuru inadı
Söylen iş mi bunun adı
Bunca işi kim görücü
Cüvabını verin hadi
 
Oğlak kağnıyı çekemez
Boz eşeğin gücü yetmez
Öküz nic’oldu derlerse
Heç mi zorunuza getmez
 
Bunca yılık Gücük Yusup
Samanlıkta saman yosup
Musula küspe döküyor
Avradına küfür basıp
 
Bunları deniz söyledi
Kendini Yusup eyledi
Öküz sattı oğlak aldı
Görün aşıklık neyledi

Deniz Dengiz Şimşek



Şairlerimiz ve misafirlerimiz



Şairlerimiz ve misafirlerimiz


Şairlerimiz ve misafirlerimiz



Şairlerimiz ve misafirlerimiz



Şair Mustafa Ünal



Şair Bekir Balaban



Kayseri basınımızın iki değerli insanı; Sunucumuz Ali Peker ve gazeteci Yüksel Kalkan



Şair Ali Rıza Navruz'un yeni çıkan "Ellerin Olamıyor" isimli Deneme kitabına imza günü yaptık. Yazar Nurkal Kumsuz da, kitapla ilgili değerlendirme konuşması yaptı.



Aşık Cefai, şair Ali Baş, çırağı Şair Deniz Dengiz Şimşek ve onun çırağı Aysu Akdeniz kızımız  bu gece bize Türk halk şiirinin mahlâs verme geleneğini yaşattılar. Aşık Cefai yazdığı bir dörtlükle Aysu'ya "Mahinaz" mahlâsını verdi. 



Şair Deniz Dengiz Şimşek



Aramıza ilk kez katılan şair Bünyamin FEYZİOĞLU


BİR GÜN BAKSAM Kİ GELMİŞSİN



ŞİİR: Yavuz Bülent Bakiler

OKUYAN: Ali Rıza NAVRUZ

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.

Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik

Saçlarında ilkbahar..

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Gülüşünde taze serin bir rüzgar

Ellerin yine eskisi kadar güzel

Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Hasretin içimde sonsuzluk kadar.

Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.

Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

 

Bir gün baksam ki gelmişsin..

Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.

Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm

Benim olmuş dünyalar. . .

 

 

KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (17 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=