28 Kasım Şiir Dinletisi











KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI

28 KASIM ŞİİR DİNLETİSİ


ŞAİRLİK
 
Şairlik, şiirle şuur arasındaki yakın ilişkiyi seziştir.
Şairlik, konuşmaktan ziyade bir susma işidir.
Şairlik, utanılacak, gizlenecek, saklanacak bir olgu değildir.
Şairlik, sonradan kazanılan bir hassa değil, bir Hak vergisidir. Bir başka deyişle; şair olunmaz, şair doğulur.
Şairlik, cahillikle hiç bağdaşmayan şeydir. (Ziya Paşa)
Şairlik, söze şekil verme sanatında mahirliktir.
Şairlik, sonsuz bir arayış yolculuğu ve bu yolculuğu anlatıştır.
Şairlik, başka hiçbir şaire, yazara, insana benzemeyiştir.
Şairlik, Kaf dağındaki gizli hazinenin anahtarını buluştur.
Şairlik, dünya nimetlerini terk ederek bir başına kalıştır.
Şairlik, güzel bir mısra avlayacağım diye en tehlikeli denizlere dalıştır.
Şairlik, kimi zaman da ölçü ve kafiyenin tesadüflerinden medet umuştur.
Şairlik, “kapısını sabah rüzgârından başka açan olmasa bile” (Fuzuli), bir ömür boyu kendi tekkesine kendi postunu seriştir.
Şairlik, başka insanlardan farklı ve üstün olduğunun idrakine varıştır.
Şairlik, hatıra ilk gelen buluşların tuzağına düşmeyiştir.
Şairlik, her an uçurumun kenarında ayağı kaymadan dimdik duruştur.
Şairlik, kendinden başkasının yazdıklarını / söylediklerini kolay kolay beğenmeyiştir.
Şairlik, en güzel şiiri ben söylerim / ben yazarım tavrına sahip oluştur.
Şairlik, doğuştan getirilen ham bir yetenektir; ancak ilimle, çabayla geliştirilebilir.
Şairlik, hesabiliğin semtine bile uğramayan gerçek hasbiliktir.
Şairlik, alınıp satılabilecek bir meta değildir.
Şairlik, şantaj aracı olarak kullanıldığında, en büyük alçalıştır.
Şairlik, bir mizaç, karakter, huy, yapı, tabiat meselesidir.
Şairlik, kendi kendine fışkıran bir petrol kuyusudur.
Şairlik, kalabalıklar içinde yalnız kendinle meşgul olmaktır.
Şairlik, elindeki / dilindeki elmasla kendi benliğini durmadan yontmaktır.
Şairlik, “gaibi kurcalamaktır.”, “meçhuller caddesinde yürümektir.” (Necip Fazıl)
Şairlik, “aşkı birdenbire bulmaktır”, “bu armağan bulanındır.” (Şeyh Galip)
Şairlik, “Kop dağında bir dükkan, bir tezgah açmaktır.” (Necip Fazıl)
Şairlik, herkesten önce sahibini doyuran bir manevi gıdadır.
Şairlik, “gül alıp gül satmaktır”, “gülden terazi tutmaktır”, “gülü gül ile tartmaktır.” (Ümmi Sinan)
Şairlik, -Allah’ın seçtikleri hariç- dünyadaki en üstün memuriyettir. (Necip Fazıl)
Şairlik, “Allah’ın körebesi, cinlerin padişahı olmaktır.” (Necip Fazıl)
Şairlik, kendi içine doğru sonsuzca seyahate çıkmaktır.
Şairlik, benlik madenini, ruh mücevherini mütemadiyen işlemektir.
Şairlik, gönül aynasını tozlardan uzak tutmak ve onu bıkmadan usanmadan parlatmaktır.
Şairlik, hekimlikten başka türlü bir hekimlik, hâkimlikten başka türlü bir hâkimlik, hakimlikten başka türlü bir hakimliktir.
Şairlik, adeta dünyadayken cehennem azabını yaşamaktır.
Şairlik, cennet lezzetlerinin tadına bakmaktır.
Şairlik, insan türünün ve bütün yaratılmışların sözcülüğünü yapmaktır.
Şairlik, her şeyden ve her durumdan kendine vazife çıkarmaktır.
Şairlik, herkesle herkes, her şeyle her şey olmaktır.
Şairlik, söz ülkesinin bezirgânbaşılığı; dil cambazlığı, oyunbazlığıdır.
Şairlik, tercih edene göre, hem bir ala-yı illiyyin, hem de bir esfel-i safilindir.
Şairlik, Kâbe duvarına asılacak sekizinci şiire ve Peygamber hırkasına liyakate talip olmaktır.
Hâsılı şairlik, Şeyh Galip’in de dediği gibi, “bir özge maceradır”…
                                            Bekir OĞUZBAŞARAN
 
 
CANDAN CANANDAN
 
Tek başıma üzüldüm,
Sıyrılarak zamandan,
Cenin gibi büzüldüm,
Geçtim candan canandan.

Gönlüm vuslata talip,
Artık kara baht galip,
Ben yetim aşkım garip,
Geçtim candan canandan.

Varın karşıtı oldum,
Buzlaşıp cana doldum,
Sararamadan soldum,
Geçtim candan canandan.


Ne huzur nede keder,
Boş sayfa oldu kader,
Varlığım oldu heder,
Geçtim candan canandan.

Maddeleşmiş alemde,
Ruh isimsiz elemde,
Sus oturdu kalemde,
Geçtim candan canandan.

Bulunmaz canan kayıp,
Arasam derler ayıp,
Bende hiç yokmuş sayıp,
Geçtim candan canandan.

Çürütür geçen zaman,
Ruhuma vermez aman,
Her demde halim yaman,
Geçtim candan canandan.

Bir filiz sarsın teni,
Olsun varlık nedeni,
Vâr etsin Hakta beni,
Geçtim candan canandan.
                            Hilmi ERÇELEBİ
 
 
 
SERÇECİK
 
   Alkış tutar gibi kanat çırpıyor,
   Küçük bir kutu, o ses nasıl çıkıyor?
   Gül dalında sanki Bülbül şakıyor,
   Mahallede bir küçücük serçecik.
             Bazen konar saksının kenarına,
             Dene toplamaya koşar harmana.
             Uçacakken yavrusunu alıp yanına,
             Parkla bahçeleri gezer serçecik.
    Neşelidir matemi yok yas tutmaz,
    Yiğit olup meydanlarda cenk etmez.
    Yüce dağ değilki dumanı bitmez!
    Kırlarda çiçekler derer serçecik.
              Taht kurdun gönlüme sarayı eksik,
              Ne Turna'ya benzer ne de Çil Keklik.
              Çatıyla bacada dokuyor mekik,
              Yaylanın,kışlanın süsü serçecik.
                                                  İbrahim MUCUK
 

BİZİM KOĞUŞ
 
Üç yıl,on ay, yirmi üç gün
Sağdan sola soldan sağa tek satır
Yazması çok kolay
Katlanması uzun bir zaman
Kapı kapı üstüne
Kilit kilit üstüne kapalı
Oda oda içinde
Bedenim tutsak ruhum yaralı
Her sabah küçük pencereden ışık dolar koğuşa
Güneş hüzmeleri dans ederken duvarda
Bir yandan ocakta çay kaynamakta
Bir kaç kişi bir köşede ayakta laflamakta
Her sabah aynı yüzler
Her sabah aynı şeyler olmakta
Robotlaşmış bedenler
Telaşlı ayaklar
Taş zemini baştan başa adımlamakta
İnsan zamanla tüm dünyayı
Bu koğuş sanmakta
Bu gün Nisan'ın on üçü
Ağaçlar çiçek açmıştır dışarıda
Çeşit çeşit kokular yayılır
Bahçelerden sokaklara
Bahar hayat demek
Bahar yeniden canlanmak
Ne güzel olurdu,
Bu coşkuyu bu koğuşta yaşamak
Bahara merhaba demek,
Hıdırellezi kutlamak
Ama heyhat
Duvarlarda nem demirlerde pas
Beyinler küçülmüş gönüller hep sonbahar
Ayaz çökmüş bu koğuşa
Burada bahar hayal değil
Hayalden de uzak durmakta
                                     Mesut ÖZBEK
 
 
 
TURNALAR
Gönüllerin sevda akitlerinde
Selam taşır katar katar turnalar
Güneş olur, akşam vakitlerinde
Dağların ardında batar turnalar…
 
Semaha dururlar kutsal dans ile,
Uçarlar gözlerden yaş sile sile
Özlenen vuslata olup vesile
Dağları dağlara çatar turnalar.
 
Gideceği yönü Yaradan çizer,
Gözü yolda kalan aşığı sezer
Ne yol şaşırır ne yorulup bezer
Ay’ın avucunda yatar turnalar.
 
Turnalar sevdanın yorgun hamalı
Kanatları, donan kalplerin şalı
Eflatun gözlerin döktüğü balı
Mavi denizlere katar turnalar.
 
Bilirler ki; aşkın yok ırkı dini,
Turnalar da sever yıkıp bendini,
Yiterse sevdiği, salıp kendini
Avcının önüne atar turnalar…
 
Kim bilir kaç aşka ferman olmuştur?!
Kaç onmayan derde derman olmuştur?
Gönlümüzden geçen kervan olmuştur
Umutlar biterse biter turnalar …
 
Türkülerden uçar şiire konar,
Od’a pervanedir ateşte yanar,
Göllerin üstünde gölgesi donar
Çağrılmazsa küser, gider turnalar…
 
Turnalar kutsanmış cennet kuşudur,
Kavgası suskunluk dili; huşûdur…
Dokunmayın belki son uçuşudur
Ömrü, gagasıyla dider turnalar
                                 Betül ÖVÜNÇ

 

ZAMAN
Aşkımı zamana bağladım 
Sevgimle yüreğimi dağladım
Yaptıklarımı düşününce 
Ben hiç durmadan ağladım 
Zamanı düşününce insan
Karanlığa bir ışık yaksam
Işık altında düşünürken
Eski günleri hatırlasam 
 
Eski günleri çok seviyorum
Sebebini bende bilmiyorum
Arkadaşlarla geçen günleri
Ağlayarak düşünüyorum
 
Bazen yatağıma yattığım zaman
Rüyalar görüyorum
Uyandığım zaman
Dostlarımı özlüyorum.
                 İbrahim ÖZVARİNLİ
 
 
 
BENİM KÜÇÜK DÜNYAM
 
Ummadığın anda karşına çıkar
Ateşsiz dumansız yakar
Gözlerin boş boş manasız bakar
Hiç bir şeye benzemez aşk
Ne varlığa ne yokluğa
Ne çöldeki susuzluğa
Ne umuda ne umutsuzluğa
Hiç bir şeye benzemez aşk
 
Güneştende sıcak içini yakar
Tomurcuk gonca olmadan açar
Yavru kuş kanatlanmadan uçar
Hiç bir şeye benzemez aşk
 
Tarifi yoktur anlatamazsın yaşarsın
Lav püsküren volkan gibi yanarsın
Çağlayan nehir gibi coşarsın
Engel koyamazsın sınır tanımaz
Mantıklı düşünemezsin deli gibidir aşk.

         Hikmet Saadet ÇAKICI

 

SEVDİĞİM
 
İki seven bir araya gelirse,
Dağlar bile mutlu olur Sevdiğim.
Dost bildiğin eğer bunu bilirse,
Dostlar bize düşman olur sevdiğim.

Her yüze güleni sen dost bilirsen,
Gösterdiği yoldan eğer gidersen,
Dost gördüğüne sırrın verirsen,
Alem bize Pusu kurar sevdiğim.

Kışlalara sabah güneş doğmuyor,
Gurbet illerde gece, sabah olmuyor.
Gurbetlik bitsin diyom bitmiyor.
Sen de bitmez dersen bitmez sevdiğim.

Niyetin hep ağlatmak mıdır beni?
Söyle Tural Kadar kim sever seni?
İnsafa gel, bitir gayri çilemi.
Sensiz gurbet elde kaldım sevdiğim.
                                         Ömer TURAL 

 

Gel Gayrı (Ayıp) /Abdurrahim KARAKOÇ

Kara gözlüm bu ayrılık yetişir
İki gözüm pınar oldu gel gayrı
Elim değse akan sular tutuşur
İçim dışım yanar oldu gel gayrı

Ayların sırtında yıllar taşındı
Sanma ki garibi eller düşündü
Bebekler evlendi yollar aşındı
Kozalaklar çınar oldu gel gayrı

Hesap et gideli sen gurbet ile
Otuz ay tutuldu kolay mı dile
Hapisler sürgünler esirler bile
Sılasına döner oldu gel gayrı

Gönlüm sende gözüm yollarda durdu
Saat isyan etti takvim kudurdu
Hasret hançerini bağrıma vurdu
Yüreciğim kanar oldu gel gayrı

Emeği boşadır yuvasız kuşun
Nerdeyse toprağa değecek başın
Beni düşünmezsen kendini düşün
Herkes seni kınar oldu gel gayrı
                         Okuyan; Mustafa YALÇIN
 
SEN GELDİN / Ozan GARİP BEKTAŞ

Yıllar önce açılmıştı aramız
Yine bugün hatırıma sen geldin
Kabuk tutmuş, küllenmişti yaramız
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Ne bir mektup ne bir haber bekledim
Sır diyerek sevgimizi sakladım
Şöyle geçen yıllarımı yokladım
Yine bugün hatırıma sen geldin

Yaşım yüz olsa da, ister yüz elli
Gönlüm unutmamış seni temelli
Hasretin içimde çıkmıyor belli
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Ayrılık treni gelip geçerken
Sevda dağlarını delip geçerken
Herkes kendisine bir yar seçerken
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Garip Bektaş der ki: hayalde düşte
Akıldı bırakmadı bu sevda başta
Dört mevsim içinde baharda kışta
Yine bugün hatırıma sen geldin
                                Okuyan ; Mustafa YALÇIN


CAN PAREM
Seni gördüğüm zaman eteklerim zil,
Çalıyor can parem haberin olsun.
Gözlerim derin hayale bunu bil,
Dalıyor can parem haberin olsun.
 
Hak etmişçesine sineden vurup,
Akan kanı yüreğime doldurup,
Nerde mezar görse başında durup,
Kalıyor can parem haberin olsun.
 
Ah! Benim bu akılsız gönlüm var ya,
Taktı ki peşinden ordan oraya,
Bu başımı bir onulmaz yaraya,
Salıyor can parem haberin olsun,
 
Topladım ben dertlerin hepsini,
Çalmadım bir gün aşkın kapısını
Hikmet e verdiler dertlerin tapusunu,
Alıyor can parem haberin olsun.
                 Hikmet DURKUT



VARDI
 
Hani söz vermiştin, unutmam diye,
Her sözünde böyle yalan mı vardı?
Hiç bedel olur mu sahte sevgiye,
Haklısın, mazide kalan mı vardı?
 
Aşkına düşeli ben oldum deli,
Ahdimiz var idi uzun vadeli.
Aramadın neden gittin gideli?
Acaba bir engel olan mı vardı?
 
Tutkumu, aşkımı söyle kim bildi?
Tatlı bir sevdayı korku mu sildi?
Telefonlar sustu, sesin kesildi,
Tutsak edip, esir alan mı vardı?
 
İçime işledin, canım kalmadı,
İnsanlıktan çıktım, şanım kalmadı.
İliğim kurudu, kanım kalmadı,
İçinde zehirli yılan mı vardı?
 
Can verirken bülbül, gülün altında,
Canilik yaşarmış felin altında.
Canım diyen tatlı dilin altında,
Cazıca yapılan plan mı vardı?
 
Ey CEFAİ, öyle yaz ki hep gitsin,
Emeğimi sen de geri tep gitsin.
Elbette haklısın, boş ver, yap gitsin,
Ettiğin dünyada bulan mı vardı?
                                  AŞIK CEFAİ





Seslendirme yönetmenimiz


Şair Mustafa İba Korkmaz, konuşma yaparken


Yeni şairlerimizden Hikmet Hanımefendi şiirini okurken


Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın Bey şiir okurken


Şair Köksal Akçalı "Allah Kerim" isimli şiirini okudu.


Şair Hilmi Erçelebi "Candan Canandan" isimli şiirini okudu.



Aşık Cefai "Vardı" isimli akrostiş eserini seslendirdi.


Şair Remzi Karabağ


Bekir Oğuzbaşaran Hoca şairlikle ilgili konuşma yaptı.


Mehmet Kaşlı şiir okurken.


Şair İbrahim Mucuk "Serçecik" isimli şiirini okudu.



Şair Ali Kırbıyık şiirini okudu.



Şair Dr. Mesut Özbek şiirini okurken


Şairler ve misafirler


Şairler ve misafirler


Şair Hikmet Durkut şiirini okurken.


Şair Şeyhmuz Çiçek şiirini okurken.



Şair Abdulkadir Göçmen şiirini okurken.



Şair Hikmet Onaç şiirini okurken.



Aşık Hayri şiirini okurken.



Şair Halit Doğan şiirini okurken.



Genç şarimiz Aysu şiirini okurken.


Şair Betül Övünç "Turnalar" şiirini okurken.



Şairler ve misafirlerimiz



Şairler ve misafirlerimiz


Şairler ve misafirlerimiz



Kalbi şiir sevgisi dolu genç liseli dinleyicilerimiz.


Ozan Erbabi 





Bize her cuma akşamı mis gibi çaylarını ikram eden Yahya kardeşimiz.
KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (61 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=