26 Aralık 2008 Şiir Dinletisi











KAYSERİ


ŞİİR AKŞAMLARI

26 ARALIK 2008





1. BÖLÜM:


İl Kültür Müdürü İsmet Taymuş Bey, gece ile ilgili düşüncelerini dile getirdi.


Sunucumuz Ali Peker


Görüntü Yönetmenimiz Duran Tamer


Sunucu Ali Peker ve Ozan Erbabi

Betül Övünç ve sunucumuz Ali Peker'in şair adayı sevimli oğlu Ufuk





Mustafa Ünal "Tarihe Not" isimli şiirini okudu.


Abdulkadir Göçmen "Ermeni Özürlüler" isimli şiirini okudu.


M. Ferit Yıldız  "Veda" isimli şiirini okudu.


Halit Doğan "Bölemezler" isimli şiirini okudu.


İbrahim Mucuk "Türk'e Sevdalı" isimli şiirini okudu.


Sunucu Ali Peker'in oğlu sevgili Ufuk Peker de aramızdaydı bu akşam. Ufuk, Yahya Kemal'in "Sessiz Gemi" isimli şiirini seslendirdi.


Bekir Balaban "Bayrak" isimli şiirini okudu.


Dr. Mesut Özbek  "Çekip Gideceğim" isimli şiirini okudu.


A.Rıza Navruz "Can Dost" isimli şiirini okudu.


Bünyamin Feyzioğlu "Severek Ölür Şairler" isimli şiirini okudu.


Ozan Erbabi  "Sana Şiir Yazmak" isimli şiirini okudu.


Ozan Sezini "Deniz'e Cevap" isimli şiirini okudu.


Gecenin 1. Bölümü, ERŞADER Başkanı Aşık Ziya Şahin'in okuduğu "Karanfil"  isimli şiiri ile sona erdi.

...............................................................................


2. BÖLÜM:


Akkışla Kululu Kasabasında yaşayan Sebahattin Altıntaş'ın yeni çıkan şiir kitabı için imza günü düzenledik.


Sebahattin Altıntaş ve oğulları Osman İle Turgut Altıntaş birlikte türkü söylediler.


Duran Tamer "Zurna Gibi Öttüm Ben" isimli şiirini okudu.


Süleyman Karacabey "Despina" şiirini okudu.


Türkiye'nin en genç şairi Mahinaz (Aysu Akdeniz) "Unuttum" isimli şiirini okudu.


Aramıza ilk defa katılan Eğitimci şair Yılmaz Tarhan "Sahip Çıkın Emekliye" isimli şiirini okudu.


Hikmet Onaç "İsraf" adlı şiirini okudu.


Remzi Karabağ "Allah İçin Söyleyin" adlı şiirini okudu.


Bünyamin Koç "Şaşırdım" isimli şiirini okudu.


Süleyman Taş "Rüzgar" adlı şiirini okudu.



Misafirlerimiz


Betül Övünç


Deniz Dengiz Şimşek, ile çırağı Aysu Akdeniz (Mahinaz).


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Misafirlerimiz


İl Kültür Müdürü İsmet Taymuş ve Betül Övünç


İl Kültür Müdürü İsmet Taymuş ve Bünyamin Feyzioğlu


İl Kültür Müdürü İsmet Taymuş ve Kayseri basınının değerli temsilcisi Yüksel Kalkan


İl Kültür Müdürü İsmet Taymuş ve Ufuk Peker



İHA ve Türkiye Gazetesi muhabiri M. Fatih Kaymaz Bey, şiir dinletisine katılanların fotoğrafını çekerken, kendisi fotoğraf oldu.

Kötü Şiir Nasıl yazılır?!
 

Kötü şiir yazmak için Mercimek Ahmed’in Kâbusnâme’ sinde iyi şiir yazmak için verdiği öğütlerin tam tersini yapmak gerekir herhalde. Bunu şu nedenle böyle düşünüyorum; özellikle nitelikli kötü bir şiir yazmak için oturulsa neler göz önünde bulundurulacak, hangi yöntemlerle hareket edilecektir? Mercimek Ahmed; ‘şiirde sözün açık olsun, şiiri halk için söylerler, kendi için söylemezler, bir şiirde bir sözün anlamını yalnız sen biliyorsan başkası bilmiyorsa böyle sözü söyleme, başkasının şiirinden çalma, söz hırsızlığıyla kalırsın, gerekmeyen bir yerde Arapça, anlaşılmaz sözler katıp şiirini soğuk etme’ diyor. Kötü şiir yazmak için bu ilkelerin tam tersini yapmalı kanımca.     Bilinçli olarak iyi şiir yazmaya kalkanlar sonunda kötü şiir yazdıklarına göre bir de bilinçli olarak kötü şiir yazmak istesinler bakalım ne olacak.Ülkemizde şiir dilbilimi henüz gelişemediği için “şiir nasıl üretilir?” sorusunu da yanıtlayamıyoruz maalesef. Dilbilimci Roman Jacobson’un belirttiği gibi, şairliğe soyunan bir özne, önce şiirde yüzey yapı-derin yapı, dizisel-anlamsal bağlantı ve anlamlandırma, ses ve anlamın bölünmezliği konusunda kuramsal bilgilere ve deneyime sahip olmalı. Bir şiirsel metne yöneltilecek ne çok soru var. Bu çerçevede şiir bilgisizliğiyle doğru orantılı olarak kötü şiire ulaşmanın kolay olduğu anlaşılıyor. Şiir önce estetik olmalıdır. Yazınsal türler içinde şiir estetiğe en yakın türdür. Bu bakımdan estetik ve estetik beğeni şiirle iç içedir. Şiir yazan özne, estetiği, hele hele Lukács estetiğini bilmelidir. İnsanı mekansal ( toplumsal çevre ) ve zamansal bir tarihsel bütünsellik içine yerleştiren “eleştirel gerçekçilik”i savunmuştur Lukács. Sanatın görevi ona göre bilinci usdışı öğelerden arındırarak kurtarıp ona eleştirel bir tutum takınmasını sağlamaktır. Bu anlayış dışında yazılacak şiir, eleştirel gerçekçi olmayacaktır. Şiir, bu bağlamda çağımızı-önce “gerçek şiir” olmak koşuluyla-yansıtan bir yazınsal tür olmalıdır.
Kötü şiir mi yazmak istiyorsunuz işte size bazı öneriler:
Şiirinizin biçimsel açıdan nasıl bir görüntüye sahip olduğuna önem vermeyin, dilin ses ve görüntüsel boyutları sizin için birşey ifade etmesin, seçtiğiniz sözcükler ve sözcük ekonomisini gözardı edin, eksiltme yapmayın, çok fazla imge kullanarak şiir yazın, şiir metnini anlam kavşaklarına, okuma birimlerine göre kurgulamayın, ‘öykü-şiir manzum öykü değildir ve öykü bu şiirlerde sadece şiirsel malzeme olarak kullanılır’ bilgisine karşın siz bunu yapmayın, kişisel duygusal sorunlarınızı öyküleyin; böylelikle nitelikli kötü bir şiir yazmış olursunuz. Şiirinizi birkaç gün veya uzun bir süre bekletmeden sanki içinde kamu oyunun bilmesi gereken yaşamsal önemde bir haber varmış gibi hemen bir dergiye gönderin. İşte nitelikli ama kötü bir şiir böyle yazılır ve yayımlanır. Bilerek ya da bilmeyerek...
 
Alıntı-Mevsimsiz Yayınları

GECEDE OKUNAN ŞİİRLER:



SANA ŞİİR YAZMAK!

 

--Eşime--

 

Sana şiir yazmak için oturdum;

Kalemler şaşırdı, eller şaşırdı.

Düşünüp kendimi yedim bitirdim,

Dudaklar şaşırdı, diller şaşırdı.

 

Sona erdiğinde karşına çıkıp,

Okumak isterdim, gözüne bakıp.

Fakat günler geçti, su gibi akıp,

Haftalar şaşırdı, yıllar şaşırdı.

 

Seni anlatmaya mısra yetmedi,

Dizdim kafiyeyi, ayak tutmadı.

Emektar sazım da fayda etmedi,

Mızraplar şaşırdı, teller şaşırdı.

 

Hece aciz kaldı yüzün tarife,

Kızdım alfâbede bulunan harfe.

Katladım sevdamı, koydum bir zarfa,

Mühürler şaşırdı, pullar şaşırdı.

 

Bunca ağır yükle yoruldu Türkçe,

Değerin biçmeye az geldi akçe.

Sen gibi kokmadı inan ki bahçe,

Çiçekler şaşırdı, güller şaşırdı.

 

Derdimi açınca toprak kurudu,

Dağlara bahsettim, duman bürüdü.

Adını yazınca karlar eridi,

Irmaklar şaşırdı, seller şaşırdı.

 

Az buçuk bilirdim şiiri güya,

Durdu hayal gücüm, pes etti hülya.

Zindan oldu bana koskoca dünya,

ERBABİ geçinen kullar şaşırdı.

 

19 / 11 / 2008

OZAN ERBABİ - KAYSERİ


BAYRAĞIM

   

Yoktur eşin dünyada, benim canım bayrağım

Düşman çekemese de seni, yükseğe asacağım

Tasaya düşme sakın, hain yan baktı diye

Canım tende oldukça, seni koruyacağım

 

Mukaddes inancımız, ilk başlarken Kâbe’de

“Vatan sevgisi imandan” der ta ezelden ebed'e

Bu ilahi emirden kaynaklanır sevgimiz

Aynı gözle bakarız bayrağa ve mabede

 

Dün ecdadım kuşattı, cihanın yarısını

Susturdu kızıl küfrün, siyahı sarısını

Ben o neslin torunu, Müslüman Türk oğluyum

Görmeyim yan bakanı yüzerim derisini

 

Direği kemiğimdir rengi ise kanımdan

Ayıramaz hiç kimse, bir parçadır canımdan

Güneşin soldurduğu bayrakları getirin

Hazırım renk vermeye, buyrun alın kanımdan.

 

Akşam olsun istemem gizliyor onu benden

Gözden kaçırma diye, talimat var dedemden

Tabutuma örtün haa, şayet ayrı ölürsem

Mezara kadar olsun, ayırman bedenimden.

 

İstemem başka bayrak, ay yıldızım sensin sen

Ömrüm yetmez tarife, nasıl niçin ve neden?

Tahtın semalardadır düşme alçak zemine

Seni dalgalanmıyor görsem bil ki alıyorum ben

 

BEKİR BALABAN

 

VEDÂ

 

Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardı;

Kırk yıl oldu mu ki sen gidiyorsun?

Gözlerinde menekşeler açardı,

Artık soldu mu ki sen gidiyorsun?

 

Bu sessiz ayrılık değil mi erken?

Sevinçten uçardım hoş geldin! derken.

Yerini söylesen bari giderken,

Vakit doldu mu ki sen gidiyorsun?

 

Tebessüm edince kar beyaz yüzün,

Ruhumu terk edip giderdi hüzün.

Şairlere ilham menekşe gözün

Tadı kaldı mı ki sen gidiyorsun

 

Nedense gül benzin sarardı soldu

Gidiyorum derken gözlerin doldu

Hazanî ayrılık seni mi buldu

Yârin geldi mi ki sen gidiyorsun

            
              M. FERİT YILDIZ

 

ZURNA GİBİ ÖTTÜM BEN

 

On yaşımda tuttum kara sabanı,

Camızlara nodulumu dürttüm ben.

Ardıçlı tarlaya çektim tapanı,

Keseklerin arasında yittim ben.

 

Öküz boyun büktü, zelve kırıldı,

Boyunduruk baştanbaşa yarıldı.

Babam iğde mesesine sarıldı,

Her vuruşta zurna gibi öttüm ben.

 

Güzün toklu güttüm yağmurda yaşta,

Etli mantı buz tutardı bakraçta.

Sırılsıklam az mı yattım arhaçta,

Gece üzerime aba örttüm ben.

 

Koyun kuzu dört yanımı sarardı,

Ala keçi ayağımı yalardı.

Ağılda sürüye kurtlar dalardı,

İki itinen peşlerine gettim ben.

 

Boz eşekle ortak olduk kevene,

Gün vurunca saklanırdık yivene.

Yedi yaşlarımda bindim düvene,

Harmanın tozunu az mı yuttum ben.

 

Daşlıeniş’te arabamız devrildi,

Atlarımın yönü köye çevrildi.

Yumruğu yedikçe kafam sivrildi,

Yörüyecek hal kalmadı, bittim ben.

 

Damdan düştüm, götürdüler kucakta,

Kırık çoktur kollarımda, bacakta.

Kazan kurup yıkadılar ocakta,

Kaynadıkça duman oldum, tüttüm ben.

 

Pinniğinden tavuk çaldım Omar’ın,

İzi kaldı suratımda şamarın.

Anasını bellemiştim kumarın,

Kırk senelik kahveciyi üttüm ben.

 

Kış gelince camilere dalardım,

Lastik, çizme, ayakkabı çalardım.

Bir solukta terefiyi kılardım,

Bekçi düdük öttürünce yittim ben.

 

Nedense babamın yüzü gülmezdi,

Hiç anamın kıymetini bilmezdi.

Herslenince ipe sapa gelmezdi,

Bir başıma sokaklarda sürttüm ben.

 

Ne dayaklar yedim, etmedim tövbe,

Demek ne çileler çekmişim, vay be!

Belimde azığım, sırtımda heybe,

Yalın ayak dağda davar güttüm ben.

 

Babam kasap oldu, kelle kopardı,

Beşe aldığını üçe satardı.

Her senede iki kere batardı,

DURAN’ım der; hesap kitap tuttum ben.

 

DURAN TAMER

 

 

 

ŞAİRİM DİYEREK GEZENİ GÖRDÜM
Mundar etti dili, yarım kasaplar,
Bağdat’tan dönmüyor yanlış hesaplar
Bu yüzden karıştı deneler saplar
Türkçe’mi çiğneyip  ezeni gördüm.
Şairim diyerek gezeni gördüm
 
Kel başı kör tarak ile tarayan
Dilinden is döküp ak’ı karayan
El gözünde saman çöpü arayan
Adamın gözünde hezeni gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm
 
Cin olmadan adam çarparım sandı
Bahçeyi otladı bağa dadandı
Hiç yontan olmamış epey yabandı
Buluttan nem kapıp sezeni gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm
 
Gölgesine bakıp devleşen cüce
Sanır ki güç yetmez ondaki güce
Bakmayıp sırtında eğri hörgüce
“Herkes eğri” deyip bezeni gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm
 
Burnu kaf dağında gözünde perde
En büyük şairim demez mi bir de
Ayağı uyağı belirsiz yerde
Şiir diye nesir yazanı gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm.
 
Şairin sözüne yakışmaz yama
Şair dik başlıdır eğilmez ama
Yalakalık diye değmez adama
Türlü methiyeler düzeni gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm.
 
Taşlama küfürden ibaret değil.
Birazcık edebe etseydin meyil
Gelmezdi başına bu taşlar, eğil!
Ağzını mık gibi büzeni gördüm
Şairim diyerek gezeni gördüm.
                                   Betül ÖVÜNÇ


TÜRK'E  SEVDALI
 
     Benim işim olamaz Ermeni'yle,Yunan'la,
     Hele hele karışık hesapları olanla.
     Anlamam Türkiyeli,Türkiye'de yaşayan,
     Türk'tür Türk'e sevdalı her şeyini paylaşan.
 
 
     Gelmiş Orta-Asya'dan yerleşmişler buraya,
     Feyiz alıp Kur'an dan hükmetmiş üç kıtaya.
     İlim ve medeniyet götürüp öğretmişler,
     Üç kıtayı nihayet bir ağ gibi örmüşler.
 
 
     Ama niye sonradan başlamış bir fesatlık,
     Asya'yla,Avrupa'dan gelmiş türlü fenalık.
     Kimi vurmuş arkadan,kimi ayrı bir devlet,
     Ve dağılmış sonradan parçalanıp nihayet.
 
 
   Bize kalan şu anda bu adayla bu toprak,
   Dünya'nın gözü onda bu toprak kutsal toprak.
   Bu toprakta kuruldu kuruldu cumhuriyet,
   O gençliğe verildi yaşasın ilelebet.
 
 
   Komşumuz da olacak elbet başka ülkeler,
   Dost gibi dost olacak olmadan kahpelikler.
   Sulh ve sükun içinde ilişkiler sürmeli,
   Ama herkes yine de önce kendin bilmeli.
                                            
İbrahim MUCUK




SESSİZ GEMİ / YAHYA KEMAL BEYATLI
 
 
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
                                        Okuyan: Ufuk PEKER
 

 DESPİNA 

Ah Despina
İyilik Meleği
Güzellik simgesi…

Hep kendine iyi hep kendine güzelsin
Bırak
Bırak inadı bir kez olsun
Göster yüzünü herkes bilsin
Duy
Duy sana olan çığlığımı
Yada oku
Destanlara yazılan sevdamı

Alaca karanlık yüreğim şimdi
Hüznün sonbaharındayken
Duy
Duy feryadımı bir kez
Kurtul hiçliğin asaletinden
……………..Göster kendini
Göster sevgini korkma
Cömert ol
Cimrilik yapma sevdana ne olur.

Ah Despina……….
Güzel gözlerine yandığım
Ardın sıra yaşlar akıttığım
Çık artık gün yüzüne
Gün değsin o gül rengi tenine

Ya da ver
Ver hadi Yüreğini elime
Sevgimi benliğimle doldurayım içine
Avuçlarına terk ettiğim sevdamı
Hoyratça israf etme
Avuçlarına terk ettiğim sevdamı
Görmezden gelme
Bas bağrına korkma…

Sen sevda ikliminin diğer adısın
Cana
can katan canansın
Varsın yaşanmamış zaman utansın
Cömert ol cimrilik uzakta kalsın

Ah Despina
Sahilin güzel kızı
Beyaz kelebeği ruhumun
Muhtacım bir avuç toprağına
Dikmek için bağrına
Boy boy fidanlar
Bin bir türlü yasamenler
……………….lavantalar
Yetiştireyim isterim koynunda

Dem bu demdir artık
Kokla tenim kokan gülleri
Tak yakana aşkımdan sevda apoletleri
Kaldır başını bak sevdama
Korkularından kurtul da gel bana
Mahkumun oldum varlığına
Sevgiden
…………aşktan
…………………kaçma
Yeter artık
Yeter
Ya azat et
…………yüreğimi
Ya da elime ver
…………..yüreğini
Cömert ol sevginde cimrilik yapma
Seni senden çok seviyorum
Mavi Sahilin güzel kadını
…………………………... Despina.
Süleyman KARACABEY


KITLIK YILLARI VE İSRAF
 
Anadolu ağa gördü, bey gördü,
Kıtlıkta eşkıya ağını ördü,
Açlığı tutmayan anlamaz derdi,
Halinden şikâyet etme kardeşim.
 
Ne radyosu vardı, nede dergisi,
Hasırdandı çoklarının sergisi,
Hepsinde de vardı vatan sevgisi,
Çıkmayan yollara gitme kardeşim.
 
Bezir lambasında ilbiz ışıklar,
Mangallı masada evli âşıklar,
Bir tandır şiltesi, tahta kaşıklar,
Bulgur pilavına çatma kardeşim.
 
Yamalı şalvarı beş yıl giyerdi,
Yinede mutluydu yine gülerdi,
Bu günüme şükür, çok şükür derdi,
Kahvede kuytuda yatma kardeşim.
 
Otobüs var iken taksiye koşma,
Bütçende kapanmaz delikler açma,
Kumarı oynama, rakıyı içme,
Kredi kartıyla batma kardeşim.
 
Evladın var ise düğün lazımdır,
Eğer kiracıysan evin lazımdır,
Bunu bilmeyene beyin lazımdır,
Sözümü yabana atma kardeşim.
                                   Hikmet ONAÇ
 
 
 
BÖYLE BİLSİNLER
Hainlerin boşa çıkar kozları,
Bulamazlar bunu böyle bilsinler,
Türk milleti var oldukça bizleri,
Bölemezler bunu böyle bilsinler.
 
Köpek sürüleri bağlı şarta mı?
Bunca kanın hesabını tarta mı?
Şerefsizler yurtta rahat ortamı,
Bulamazlar bunu böyle bilsinler.
 
Kaybedecek masadaki kumarı,
Canilerin her hal eksik tımarı,
Bu milletten vurulacak şamarı,
Bilemezler bunu böyle bilsinler.
 
Atatürk’ün ilkeleri ordumda,
Bağrımdan çıkan güç benim derdimde,
Aklınca devlet kurup yurdumda,
Kalamazlar bunu böyle bilsinler.
 
Başına taktığın düşman tokayı,
Kırılacak bozacaklar şikeyi,
Alacaklar alnında kara lekeyi,
Silemezler bunu böyle bilsinler.
 
Bölücüler belli çıkar oylarda,
Yakıp yıkmak şehirlerde köylerde,
Kanı bozuk düğünlerde toylarda,
Gülemezler bunu böyle bilsinler.
 
Türkiye bu cılız kalır tekiri,
Can veririz fukarası fakiri,
Sözde Kürt devleti Diyarbakır’ı,
Alamazlar bunu böyle bilsinler.
 
Halit Doğan silerim gözyaşımı,
Terör belasına bu dert başımı,
Ülküsüne bağlı Kürt yoldaşımı,
Çalamazlar bunu böyle bilsinler.
                        Şair Halit DOĞAN
           
 
 
SEVEREK ÖLÜR ŞAİRLER
 
Hep geceleri ağlarım sessizce,
Yıldızlarla dertleşirim penceremden,
Kızsam, öfkelensem, söylensem de edepsizce,
Sana kavuşmak için bir şey gelmez elimden,
Rüzgar kemanını çalar ağaçların arasında,
Hep hüzünlü şarkılar dinlerim, martılardan,
Hiç yaşlanmamış gibi, daha on yedi yaşında,
Geçişini beklerim bomboş sokaklardan,
Ve sen yine gelmezsin bilirim,
Olsun... canın sağ olsun beyaz gülüm,
Bende yokluğunu severim,
Nasıl olsa bir sabah duyulur sonum.
Sonra bir gün çeker giderim,
Habersizce kimse duymadan,
Giderken de seni severim,
Onca günahıma rağmen, şeytana uymadan
Artık yazmam sana,
İçinde hüzünlü aşk olan şiirler,
Bilmem daha önce duymuş muydun,
Benim gibi severek ölür bütün şairler...
 
                        Bünyamin FEYZİOĞLU

SEZİNİ’YE MEKTUP
 
Gamsız başa çile gelse damla deryaya düşer
Karga coşup dile gelse bülbüle hayâ düşer
 
Zahmetinden sakınanın kucağına aş gelmez
Sebil tastan yakınanın başına kaya düşer
 
Gönül gözü olmayanın pınarından yaş gelmez
Ummanlara dalmayanın gölgesi çaya düşer
 
Şükufeyi bilmeyene gül kokusu hoş gelmez
Bülbülün kanadı kopsa yollara yaya düşer
 
Dertli Deniz ariflere bu sözlerin boş gelmez
Yâri düşte görmeyenin hayali suya düşer
 
Deniz Dengiz Şimşek

DENİZ'E MEKTUP
 
Batmışız bir bataklığa topuktan dize doğru
Pir Yesevî’m Yunus Emre’m geliriz size doğru
 
Tuttu benlik canavarı bırakmaz yakamızı
Maneviyat elinizi uzatın bize doğru
 
Yardım edin kırmamıza zalim nefsin putunu
Mevla’m gönül kıblemizi çevirsin düze doğru
 
Üzerine kurt düşürdük diktiğimiz çınarın
Kabuğunu delip geçti kemirir öze doğru
 
Şu günahkâr Sezini’nin yaprakları döküldü
Köklerinden balta yedi yıkılır güze doğru
 
Ozan Sezini - Ali Baş


AŞK

Sen hiç aşık oldun mu?
Sözler düğümlendi mi dudaklarında?
Çok şey söylemek isteyip öylece sustun mu?
Sen hiç aşık oldun mu?
 
Ansızın uykusuz gecelerin birinde
Bir sızı duyarsan kalbinin derinliklerinde
Arkadaş ararken ıssız sokak köşelerinde
Hayatın tepetaklak oldu mu?
Sen hiç aşık oldun mu?
 
Ayrılık sana bir asır gelirse
Cendere gibi sıkarsa seni her köşe
Nereye baksan o göz gelirse önüne
Duvarların üstüne üstüne geldiği oldu mu?
Sen hiç aşık oldun mu?

Hep aynı köşede bekledin mi saatlerce?
Yağmurla ıslanıp,güneşle kurudun mu günlerce?
Duyguların dönünce çözülmez bir bilmeceye
Lanet olsun dediğin oldu mu?
Sen hiç aşık oldun mu?
 
Sırtını dönüp gitmek istedin mi bu diyardan?
Bir söz,bir telefon duymak istedin mi her an?
O kahredici yalnızlığı sevgisiz yaşayan
Gözlerin bir noktaya mıhlanıp acı ile kavruldu mu?
Sen hiç aşık oldun mu?
 
Bütün bunları duymadıysan beni anlayamazsın
Tıpkı bugünki gibi yüzüme anlamsızca bakarsın
Ne bir pervane olur ,ne mum gibi yanarsın
Çekip gittiğin o soğuk günü unuttun mu?
Yıkıp gittin kalbimi mutlu oldun mu?
 
                                MESUT ÖZBEK

 
GÜZEL DİLİM TÜRKÇE
Şiir yazıp,türkü çalıp söylesem
Ağlasam, gülsem güzel dilim Türkçe.
Ben senin uğrunda canımı versem
Dünya’ya değer güzel dilim Türkçe.

Nakış nakış ninnilerde sen varsın.
Anamın bana anlattığı masalsın.
Öğretmenim öğretti  harikasın.
Benliğimsin sen güzel dilim Türkçe.

Bayrağım  renginde, ay yıldızında
Dönüp de bakınca güzel yurdumda
Şuhedanın akan al al kanında
Buram buramsın güzel dilim Türkçe.

Seni benden almak, beni hiç etmek
Seni değiştirmek, beni yok etmek
Senden uzak kalmak, bana zulmetmek
Vatanım, milletim güzel dilim Türkçe.

Türk’üm; Türkçe yazar, Türkçe söylerim.
Türk’çe sevdalanır, Türk'çe severim.
Hep Türkçe konuşur, söyler gezerim.
Bizim ruhumuz  güzel dilim Türkçe.

Tural'ım başım dik, Türklük gururum.
Hem gururum, hem de onurum.
Türkçe’min yolunda feda olurum
Gönülde nakış, güzel dilim Türkçe.
Ömer TURAL  
 

KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI 2008’İ ŞİİRLERLE, TÜRKÜLERLE UĞURLADI
 
 
Kayseri Şiir Akşamlarında yılın son programı yine akılda kalacak bir etkinlikle geçti.
Programımızın yapıldığı mekânda başından beri, şiir severler yüzlerce şaire, binlerce şiire kulak verdiler, duygularına ortak oldular. Özellikle son aylarda her haftanın bir konusu vardı. Konuyla ilgili şiirlerin okunması hem geçmişimizi unutmamamız, hem de gündemi takip etmemiz açısından çok faydalı oldu. Şairler kitaplarını tanıttılar, ozanlar haykırdı, aşıklar türkülerle coştu coşturdu.
Bu hafta da en güzel programlardan birine şahit olduk. Üç yıldır programlara katılıp da ilk kez bir programda gördüğüm İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmet TAYMUŞ, yılın son programında bizi onurlandırdı. Programın değerlendirmesini yaparken, ortamın nezih, şairlerin birlikte oluşundan beğeni ile bahsetmesi KŞA’nın kalitesinin tanınması idi bizim için.
Akkışla Kululu kasabasından gelen,“Gurbet Kardeşler” olarak tanınan, baba Sabahattin ALTINTAŞ, oğulları Turgut ve Osman ALTINTAŞ; sanatçıları kıskandıracak derecede güzel türküleri ile hem ruhumuzu doyururlar hem de sanat dünyasında biz de varız dediler. Salonda ne kadar alkış varsa az da bize bırakarak topladılar. Ayrıca baba ALTINTAŞ da çıkardığı şiir kitabını tanıtıp imzaladı. İnşallah nazar değmez. Sesleri tüm dünyaya ulaşır.
İHA ve Türkiye Gazetesi Muhabiri M.Fatih KAYMAZ da proğrama gelerek, KŞA ‘yı Türkiye tanıtmak için bol bol resim çekti ve röportajlar yaptı. Ayrıca Türkiye’nin en genç şairi Mahinaz ile yaptığı röportaj, belki de Aysu’nun hayatında hiçbir zaman unutamayacağı bir anı oldu.
Emektar ve başarılı sunucumuz Ali PEKER’İN oğlu Ufuk PEKER de geceye Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi” si ile renk kattı.
Akılda kalanlardan biri de geçen haftadan beri özlellikle gündemle ilgili şiirlerin de okunması idi. Bu da bize, şairlerimizin her an hazır olduklarını,gündemi takip edip üzerlerine düşenleri yaptıklarını gösteriyor.
Bu arada ben de Ustam Ali Baş2a yazdığım mektubu okudum. Kendisi de bana yazdığı mektubu okudu. Bu da salonda akılda kalanlardan biri oldu.
Ayrıca elinizdeki dergiyi 9.sayısına kadar titizlikle, her sayısını bir öncekinden daha da mükemmel hazırlayan Betül ÖVÜNÇ hanımefendiye ne kadar teşekkür etsek azdır. Aynı zamanda derginin çıkması için desteğini esirgemeyen Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne de teşekkürü unutmamak gerekir.
Kayseri Şiir Akşamları yönetim kuruluna, emeğini esirgemeyen, yaz demeden kış demeden şiir aşkı ile dolu şairlerimize ve mekândaki tüm dost yüreklere ,şimdiye kadar ne kadar bu mekana gelmiş ve bizimle aynı yüreği paylaşmış kim varsa ,hepsine mutlu yıllar diliyorum.
Yeni yılda sağlıklı, mutlu, başarılı ,huzurlu ve şiir dolu günler diliyorum. Nice senelere hep birlikte ….

deniz dengiz şimşek
KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (42 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=