21 Kasım 2008 Şiir Dinletisi









KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI'NDA
21 KASIM 2008
ŞİİR DİNLETİSİ

HAFTANIN KONUSU
ÖĞRETMENLER GÜNÜ






Bu hafta “Örtmeniiim” dediğimiz günleri hatırladık
 
Bir hafta öncesinden 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bu haftaki dinletinin konusu “öğretmen” olarak seçilmişti. Heyecanlıydım çünkü ben bir öğretmendim. Dinletilere de öğrencim Aysu Akdeniz ile birlikte katılıyordum. Hem benim için hem de Aysu için çok anlamlıydı. O öğretmenine yazdığı şiir okuyacak, ben de geleceğin şairi öğrencimle gurur duyacaktım.
Beklenen gün gelip çattığında; hem öğretmen hem, , Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim görevlisi Halk Edebiyatı Uzmanı Dr. Bayram DURBİLMEZ özel konuk olarak şiir gecemizi onurlandırdı.
Durbilmez, bu sıfatlarının yanında sayarken kendisinin de zorlandığı kitapları, ödülleri, görev aldığı ve ülkemizi temsilen katıldığı uluslar arası etkinlikleri anlatırken hem gurur duydum hem de imrendim.  Kendi lise öğretmeninin, yıllar sonra kendisinin öğrencisi olduğunu söyleyince dünyada hiçbir şeyin imkansız olmadığına bir kez daha şahit oldum. Çeşitli görevleri sırasında yaşadığı ilginç anıları paylaştı. Bayram Durbilmez denilince ilk akla gelen Cinas harikası “Sürmeli Yarim” şiirini okudu.
Kendisinin bilinmeyen yönlerini de bu sayede öğrenmiş olduk.”kıymetli insanlar kıymet bilirler” diyerek kendisini buraya davet eden Kayseri Şiir Akşamları yürütme kuruluna teşekkür etti.
"Tüm bu zenginlikler Türkçe’nin zenginliği" diyerek konuşmasını bitirirken ,Kurul adına kendisine, Ozan Duran TAMER bir şiir tablosu hediye etti.
Gecenin sürprizleri devam ediyordu. Bu sürprizi yaşamak herkese nasip olmazdı. Öğrenci Derya İMRE, öğretmeni  Ozan Erbabi ve Erbabi’nin öğretmeni Ömer Kahraman kürsüye çıktıklarında ;
2 öğrenci,2 öğretmen ama 3 kişi olmuşlardı. Nazar boncuğu gibi yan yana dizildiler. Bizlere de maşallah demek düştü. Ozan Erbabi de öğretmenine kitabını hediye etti.
            O an ben de bir gün Aysu ‘nun bana kitabını hediye ettiğini hayal ettim. Daha sürprizler bitmemişti. Ozan Hazani M.Ferit Yıldız da öğretmeni Edip Moğaloğlu’na yazdığı şiiri okuduktan sonra bu şiiri tablo olarak hediye etti. İki öğretmen de öğrencileriyle gurur duydular, gözleri doldu.
            Hangi yaşta olursanız olun öğretmeninizi gördüğünüzde nasıl da saygıya bürünüyorsunuz, bunu onlarla yaşadık.
            Betül ÖVÜNÇ, şehit öğretmenler için yazdığı şiiri, gözyaşlarına boğulduğu için, güçlükle tamamladı. O anda salondaki bir çok kişi, gözyaşlarına engel olamadı, her damlası genç Türkiye Cumhuriyeti’nin çınarına öz olarak aktı, aktı, aktı…
            Birinci bölüm göz açıp kapamaya bitivermişti. Çaylar, sohbetler derken ikinci bölüm için biraz kendimize geldik.
            İkinci bölümü yine Sabit ÖZENÇ, Hülya ŞAHİNKAYA ve İzzet ULUTAŞ’ın minik konseri ile başladı.
           Ali ERBAŞ, kazandığı halde kendisini Öğretmen Okuluna almadıklarını anlattığında yüreğim parçalandı, öğretmenlere neden bu kadar kıymet verdiğinin sebebini de bu şekilde anlamış oldum.
Makaleler ,şiirler derken öğretmenleri için söyleyeceği sözü olan şairler, geceyi öylesine doldurdular ki;
Bana da Aysu’ya da ve bir çok şairlerimize şiir okumaları için süre kalmamıştı. Çünkü saat 23:00 oluvermişti.
             Öğrencim Aysu’ya, daha çok genç olduğunu, hem bu kürsüde hem başka yerlerde daha çok şiir okuyacağını söyledim. Hem ben hem de oradaki salona sığmayan kalabalık eminim ki bu gün okul yıllarını hatırlayıp, yaramazlıklarını düşündü.  
            Şiir ne güzel değil mi? İyi ki Kayseri Şiir Akşamları var… Hem öğretmen hem şair olmak da benim için gurur verici.
            Bu vesile ile başta başöğretmen Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizi saygıyla anıyor, ölmüşlere rahmet, kalanlara sıhhat diliyorum.
                          DENİZ DENGİZ ŞİMŞEK

 

 

 

İÇİMİZDEN BİRİ

Öğrendim ki Erzurum’a tayinim çıkmış,

Orasını da Sarıoğlan gibi, sandı öğretmen.

Büyük bir sevinçle, heyecan ile

Erzurum trenine bindi öğretmen.

 

Tekman İlçesi’nin Gökoğlan Köyü,

Her konakta içerim, kırtlama çayı,

İçimden söylenirim, yedik babayı

Sevincim üzüntüye, döndü öğretmen.

 

Yol yok, iz yok, yürür giderim,

Kendi kendime ah çeker, isyan ederim,

Ümitlerim söner, artar kederim,

Daha bu yolda ümidim, söndü öğretmen.

 

Sekiz saat yürüdüm, köyüme vardım,

Muhtarın konağını bir, köylüye sordum,

Buyur ettiler bende, içeri girdim

Biraz oturunca yorgunluğum dindi öğretmen.

 

Ekmek peynir verdiler, azık dediler,

Köyün arabası var mı dedim, kızak dediler,

Odun kömür bulunur mu dedim, tezek dediler,

Isınmadan önce , dondu öğretmen.

 

Okula vardım ki, hep camlar kırık,

Kapılar kırılmış, duvarlar yarık,

Neresi sağlam ki, her yeri çürük,

Vallahi bu köyde, yandı öğretmen.

 

Öğretmen ışık dediler, hemen her derde,

Öğretmen dermandır, hemen her derde,

Bedenim orda amma, ya aklım nerde,

Işığım yanmadan , söndü öğretmen.

 

Erzurum ilinde, tam beş yıl kaldım,

Açlıktan, yokluktan sarardım soldum,

Buz gibi lojmanda perişan oldum

Beş yıl sonra Sarıoğlan’a döndü öğretmen.

 

İşte bu yıl  otuzuncu yılıma girdim,

Bunca yıl hep dertli, öğretmen gördüm,

Evsizlik benim, en büyük derdim,

Kirayı düşünerek derslere, girdi öğretmen.

 

Sınıfa girersin güneş olursun,

Titreyen çocuğa, ateş olursun,

Çocuklara bir dost, bir eş olursun,

Çocuklarla mutluluğa erdi öğretmen.

 

Öğretmen toplumda , parlayan nurdur,

Cahiller önünde , yükselen surdur,

Her zaman, her yerde, hep onlar vardır

Bu yurdu, cumhuriyeti, kurdu öğretmen.

 

Karanlıklar içinde, hep ışık oldu,

Arıydı, çiçekti, tatlı bir baldı,

Emekli olunca, ortada kaldı,

Yaşıyor sanmayın, öldü öğretmen.

                                            RECEP YAĞAR

 

 

ÖĞRETMEN

 

Öğretmen : “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ilâhî hitâbının belki ilk muhatabı olan insandır.

Öğretmen : “Hikmet, müminin kaybolmuş malıdır, nerede görse, kimde bulsa almalıdır!” diyen Peygamberinin emrine itaat eden kimsedir.

Öğretmen : “İyilik et, denize at; balık bilmezse Hâlık bilir.” biçimindeki atasözünün anlamını iyi kavrayan, görevini öncelikle maddî refah ve dünyevî menfaat için yapmayan kişidir.

Öğretmen : Gerçekten sanayileşmek için, nasıl ki, makine yapan makine imal etmek gerekiyorsa, memleketin kalkınması ve topyekûn geleceğimiz için en önemli hammaddeyi işleyen eleman, “insan yetiştiren insan” dır.

Öğretmen : Dün-bugün-yarın köprüsünün isimsiz nöbetçisi, eğitim ve öğretim ordusunun fedâkâr ve cefâkâr neferi, karanlık gecelerin nûra kavuşmasını sağlayan projektörü, insanlık idealinin adsız kahramanıdır.

Öğretmen : “Veren el, alan elden üstündür.” manevî taltîfine gönül verendir.

Öğretmen : Emanete hıyanet etmeyendir.

Öğretmen : Atalarımızın: “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.” darbımeselini insan üzerinde uygulayan, gönlü engin, kafası ve rûhu zengin insandır.

Öğretmen : “Bilmek başka, yapmak başka” gerçeğini sezerek, bilgiyi yaşama biçimine  dönüştürmeye çalışan bir insan bahçıvanıdır.

Öğretmen : Sadece konuşarak, yazarak, anlatarak değil, aynı zamanda yaşayarak, göstererek, yaşatarak ve susarak da öğretendir.

Öğretmen : Eğitimin en az öğretim kadar önemli olduğunu bildiği için öğrencilerine, her hareketi ve her şeyiyle iyi örnek teşkil edendir.

Öğretmen : Kendi kendisiyle ve insanlarla barışık, güvenli, güvenilir, inanılır, saygı duyulur, eli öpülür, sever ve sevilir bir huzur rehberidir.

Öğretmen : Her şeyden önce yaptığı işi severek, benimseyerek yapandır.

Öğretmen : “Eşref-i Mahlûkât” olan insanın, hakikatine uygun hâle getirilmesi için bıkmadan, usanmadan, iğne ile kuyu kazan, bu uğurda dağları delmeyi bile göze alan bir azim, sabır, sebat timsâlidir.

Öğretmen : Bildiği ile yetinmeyen, branşında durmadan kendini yenileyendir.

Öğretmen : “Hocanın dediğini tut, gittiği yoldan gitme.” tezadını doğurmayan, ilmiyle âmil olarak mesleğinin vakar ve haysiyetini koruyandır.

Öğretmen : Yûnus Emre’mizin dediği gibi, “Her dem yeni doğarız/ Bizden kim usanası” demek mutluluğuna erendir.

Öğretmen : Şeyh Galip’in dilinde en güzel biçimini bulan: “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen/ Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen” iyimserliğine kavuşan ve insanları da  bu iyimserliğe kavuşturandır.

Öğretmen : Bildiğini öğreten, bilmediğini öğrenen, okuyan, yazan, düşünen, araştıran, öğrencisiyle ve bütün insanlarla iyi geçinen, diğergam, gençlerle birlikte ebedî gençliğin âb-ı hayâtını bulmuş kimsedir.

Öğretmen : Güler yüzlü, tatlı sözlü, sözü sohbeti dinlenir, hoşgörülü ve sevgi dolu, öğretmek iştiyâkıyla yanan, milletine inanan, memleketinin geleceği gençlere güvenen, yurdunun yükselmesinde harcı bulunan aziz bir varlıktır.

Öğretmen : Karşısında, herkesin önünü düğmelediği bahtiyârdır.

Nihayet Öğretmen : Eline teslim edilen hamurun içine, Türklük, Müslümanlık ve İnsanlık mayasını katabilen ve çocuklarımızı, gençlerimizi, insanımızı geleceğin mutlu ve müreffeh Türkiye’si için hazırlayabilendir.

Bu kadar mukaddes bir görevin tâlibi ve sâhibi olduğu için ne mutlu ona!..

                                        Bekir OĞUZ BAŞARAN




Şehit Öğretmen
                             Baba Adı: Ömer
                         Ana Adı: Ayşe
                                   Medeni Hali: Bekâr
 
 
 
Şevki AKGÜN (10.1.1965–29.4.1992)
Doğum Yeri: Konya İli Yunak İlçesi Hacıfakılı Köyü
Mezun Olduğu Okul: Ondokuz Mayıs Ünv. Amasya Eğitim Yüksek Okulu
Sınıf Öğretmenliği Bölümü mezunu
Görevi:
İlk kez Iğdır İli Aralık İlçesi Kolikent Köyü İlkokulu öğretmenliğine atanmış, bu görevde iken, 29.4.1992 tarihinde şehit edilmiştir. Adı, Iğdır'da bir ilköğretim okuluna verilmiştir
Bu şiir şehit edilen kardeşimiz, meslektaşımız ŞEVKİ AKGÜN ve eğitim ordumuzun tüm şehitleri içindir. Ruhları  Şad Olsun…


 

ŞEHİT ÖĞRETMEN

***

 ***

Çorak topraklara yağmur olmak için,

Sevgisize şefkat, mazluma merhamet,

Adalet terazisine dolmak için
Sevinçle gitmişti ilk görev yerine TC’li öğretmen,
Din için, devlet için, vatan aşkı için...


Terörün gölgesi vardı köyünde,
Gölgeler oynaşıyordu

Gündüz külahlı, gece silahlı gölgeler…

Ben TC’yim diyordu

Çakmak çakmak gözleri ile

Ay-yıldızı göndere çekiyordu…


Tek türküsüydü İstiklal Marşı dilinde,
Ve her vakit namazı seccadesinde,
Vatan oluyordu dualarının son hecesinde…

Eşkiyadan tehditler geldi, aşikar,
Aldırmıyor ve diyordu ki; ‘Ölsem ne çıkar’
‘Ölümün sonunda şehitlik mertebesi var’
Dedik ‘Savunmasızsın hani silahın’
Dedi ‘Yüreğimde iman, elimde kalemim var’

Bir gün çevirdiler yolunu tam orta yerinde köyün,
Ellerinde silahları vardı, kalplerinde pislik ve irin,
Kan içme zamanı gelmişti vampirlerin,
‘ Diz çök’ dediler çökmedi, salladı başını,
Bir hilal parladı o an, içinde gözlerinin....

Bir kurşun, önce sağ bacağına,
Titredi, irkildi, düşmedi başı dikti,
Sonra bir kurşun da sol bacağına,
İşte o an istemeyerek, diz çöktü önünde o hainlerin.
Ve vurdular, vurdular dipçiklerle,
Onun ak ve pak temiz alnına,
Ve sonra…Ve sonra...Bir kursun sıktılar başına...

Kanları sıçradı…

Ne de tedirgindi TC kanı, onların pis parkalarında…
Kan içen vampirler giderken inlerine,
Tertemiz bir şehit bıraktılar arkalarında...

Şehadet parmağı kalmıştı havada,

Ne anası vardı ağlayacak başında, ne de gardaşı…

Sessizlik yükseldi ayyuka kadar!
Temiz alında pis kurşun! Ah bu, insana ar!

Yere düşen defterinin sayfalarını hırpalarken rüzgâr…
Son sayfada ağlıyordu iki mısra
‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır!’

TC’ nin öğretmeni! Şevki Akgün…

Tabutuna yine bizler omuz verdik!

Titreyen ellerimizle duanı ettik,

Cennete giden yolda melekler, gülden halılar serdi sana
Bizse kaldığın yerden yürümeye ant içtik yemin ettik...
 
Üzülme Şevki AKGÜN boşa ölmedin,
Seni biz yaşatacağız
Her okulunda binlerce Şevki Öğretmenin

Okutulduğu okullardayız,
Esen yelde, doğan her yeni günde,

Dalgalanan Bayraktayız.

Türk Bayrağının dalgalandığı her karış toprak,
Kalmayacak öğretmensiz, olmayacak çorak,
Yok bizde korkak, yok bizde korkup kaçacak!
Bu Bayrak, bu kutsal Bayrak
Yurdumun her köşesinde dalgalanacak.

Üzülme Şevki kardeş, boşa ölmedin,
Şehitler diyarına boşa girmedin
Biz de sen kadar cesur, senin kadar yürekliyiz,
Vatan için her savaşı verir

 Bir ölür bin dirilir peşinden geliriz!!!!

                                        Betül ÖVÜNÇ

 

 
ÖĞRETMEN NE DÜŞÜNÜR?
 
Ömür boyu çileyle yaşamaya zorlanır,
Hayatın her yönünü düşünür öğretmenim.
Senede birkaç kere nedense hatırlanır,
Üç yüz atmış gününü düşünür öğretmenim.
 
Sahip olmak istemez zenginliğe, servete,
Tek amacı; daha çok hizmet etmek millete.
Kahrından ölür, lâkin dil uzatmaz devlete,
Çünkü hep vatanını düşünür öğretmenim.
 
O vatan İstanbul’dan değildir ki ibaret,
Hakkari’ye gitmezse, son bulur mu cehalet?
Elinde ışık ile gezer seksen vilayet,
Yozgat’ını, Van’ını düşünür öğretmenim.
 
Ayın on beşi gelir, dolar gözleri yaşla,
Taksitleri yatırır, bitiremez telaşla.
Hadi nasıl geçinsin, üç kuruşluk maaşla?
Gelecek ay sonunu düşünür öğretmenim.
 
Ders ücreti çözemez ekonomik krizi,
Ne kadar diş sıksa da, bir türlü gülmez yüzü.
İster ki, kendinin de okusun oğlu, kızı,
Evlâdını, canını düşünür öğretmenim.
 
Doğrudan asla şaşmaz, kalbinde yoktur hile,
Oturup dertlerini söyler ERBABİ ile.
Kimselere sezdirmez, sıkıntı çekse bile,
Mesleğinin şanını düşünür öğretmenim.
                                               Ozan ERBABİ
 
 
 
 
ÖĞRETMENİM KALBİMDESİN

Hayatımın tadı-tuzu
Hem pınarı, hem havuzu
Işığı ve klavuzu...
Ayrıcalıklı yerdesin
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Birer küçük fidandık biz
Yetiştirdin verdik filiz
Sen bir ırmak, sen bir deniz
Sen yemyeşil bir beldesin
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Bilmiyorken şekli bile
Şekillendik senin ile
Anahtarsın sen her dile
Hem gönülde, hem dildesin
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Her hafta, her gün, her saat
Yüreğimde sevgin kat kat
Az geliyor sana çok ad
Huri mi, melek mi, nesin?!
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Ben ağlarsam ağlarsın sen
Ben gülersem gülersin sen
Rüyamda bile varsın sen
Ruhumda titrer nefesin
Öğretmenim!. Kalbimdesin!

Bazen dağ yolunda yayan
Hayatını hiçe sayan
Çileyle ilim okuyan
Bülbül gibi gelir sesin
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Kullandın, gösterip çağı
Tebeşir tutan parmağı...
İlmin, irfanın kaynağı
Sen cehalete perdesin
Öğretmenim!.. Kalbimdesin!

Bakan, vali, hâkim, muhtar
Hepsinde de eserin var
Cumhurbaşkanı'na kadar
Sen bütün gönüllerdesin
Öğretmenim!.. kalbimdesin!

Şair: Cemal GÖREN 
(Okuyan; Derya İmre-Salih Avgın Paşa İÖO 3/A Sınıfı Öğrencisi)
 
 
 
ÖĞRETMENİM
 
-- Öğretmenim Edip Muğaloğlu’na--
 
Edip Hocam, ulu çınar nesile,
İlimin irfanın yoludur hocam.
Öğretmenler günü oldu vesîle,
Yüreğin sevgiyle doludur hocam.
 
Kalbimize neşe verdin sevginle,
Aydınlandı dünyam, sıcak ilginle.
Çok şeyler öğrendik nice bilginle,
Benim kültürümün koludur hocam.
 
İlimsiz ocağın dumanı tütmez,
Kavrulmuş toprakta gonca gül bitmez.
Cehalet bağında bülbüller ötmez,
Türlü çiçeklerin dalıdır hocam.
 
Hazani’yem, seni arayıp buldum,
Boş bir testi idim, sayende doldum.
Sen şehrül eminsin, bahtiyar oldum,
Peteklerin süzme balıdır hocam.
                                   Mustafa Ferit YILDIZ
 
 
 
ONLAR
 
     Bir bayrak dalgalanır,
     Yüksek bir tepe başı.
     Sanki birşeyler arar,
     Bilmem ne olmuş eşi.
                Bulutlar arasında,
                Tam oturmuş yerine.
                Bakar durur orada,
                Atatürk'ün resmine.
     O tepeler var ya o,
     Hakkari'si,Şırnak,Van.
     O tepede yatan o,
     Vatan için verdi can.
                 İnce,Ateş,Akdemir,
                 Yer içimi kemirir.
                 Tüm yatan şehitlerin,
                 Sesi ordan yükselir.
      Onların mumu sönmez,
      Her yeri aydınlatır.
      Şehitler ölmez ölmez!
      Yürekleri dağlatır.
                  Ay yıldız o tepede,
                  İlelebet duracak.
                  Bu millet gölgesinde,
                  Hür,bağımsız kalacak.
      Silahsızdı hep onlar,
      O bayrak gölgesinde.
      Bir bir gitti o canlar,
      Atatürk'ün izinde.                          
                                  İbrahim MUCUK

 

ÖĞRETMENİM
 
Yavrumu hazırlan ilim yoluna,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
Altın bileziği takın koluna,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Essin Sakarya' dan, Tuna boyundan,
Gurur duysun milletinden soyundan,
Örnek alsın Ata'sının huyundan,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Bu yavruyu yücelere kaldırın,
Arı gibi her çiçekten aldırın,
Küçücük beynine ilim doldurun,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Kim sevmez ki milletini tutanı,
İncitmesin şehit olup yatanı,
Sevdirin yavruma yüce vatanı,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Benim yavrum âlimlere karışa,
Yönünü çevirin sulha, barışa,
Evladımı hazır edin yarışa,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Yüce olsun gemisinin bacası,
Coşar bu yurdumun genci, kocası,
Ata'm başöğretmen, sizler hocası,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
 
Tabip olup yaramızı saranı,
İlim irfan için beyin yoranı,
Bütün yavruları, şair DURAN' ı,
Sizlere emanet ettim öğretmen.
Duran TAMER













 




































































































KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (31 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=