19 Aralık Şiir Dinletisi








19 ARALIK 2008
KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI

Şairlerimiz ve misafirlerimiz...

ŞİİR DEDİKÇE
 
Şiir deprem gibidir ; bazıları bir kıyamet şiddetiyle ortaya çıkar ve baştan sona  ne varsa  tarumar edip geçer. Ve katı yüreklere ve sağır kulaklara kadar ulaşır..ve gaddar benlikleri, kilitli kalpleri  ürpertip, örseleyip adam eder.
Şiir sokağa çıkar, saraylardan varoşlara kadar... kilise, mescit, kahve, meyhane dolaşır.
Dinsizi dine getirir, dilsizi dile. İktidarları sallar, güçleri yerle bir eder, yoksula ekmek verir, güçsüze güç..
Şiirin yaptırım gücü, etki alanı silâhtan daha öldürücü panzehirden daha dirilticidir.
Türk şiir dünyasında Yunus Emre, Karac’oğlan, Nef’î, Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Nazım Hikmet, Necip Fazıl.. bu tür şiirin  sultanlarıdır.  
Bir de zavallı sarsıntılar gibi kendi  gürültüsü içinde kaybolup giden  ve hiçbir etki  alanı olmayan şiirler var.
Başta Ümit Yaşar olmak üzere pek çok  şairimizin denediği ve yaygınlaştırdığı ve yine pek çok genç şairin de yolunu tuttuğu kolay, bireysel, edilgen  ve efemine şiir anlayışının günübirlik popülitesi dışında edebiyat dünyasına bir katkısı, kazanımı ve kalıcılığı yoktur. 
Öte yandan okkalı söz söylemek, papaz ciddiyeti içinde doğru yol göstericiliği yapmak, vaaz etmek, akıl hocalığına soyunmak, kelime yığınları içinde boğulup tekellümler dizmek ne günümüz şiirinin ne de günümüz şairinin işi olmalıdır. Aşık tarzının kolaycı temrinleri içinde bocalayıp duran bu tür şairler, şiirden çok kafiyeye dayalı lâf kalabalığı üretiyorlar. 
Şiir bu mudur ?  
Bırakın evrenselliği, bırakın ulusallığı halk şiirinin yüzlerce yıl evvel terennüm edilmiş dizelerini  bile geçememiş,  kabını yırtıp üç metre ileriye ulaşamamış bir şiir anlayışı, yalnızca yazarlarının nefsini pohpohlayan bir  uğraş olmaktan başka neye yarayacaktır.
Şiirin biçimsel yapısı  fazla ilgilendirmiyor bizi.  
Bu şairin kendi tercihidir. Ancak şiirin bir mantığı ve felsefesi olmalıdır ki, asıl ozanını sorumlu tutan ve okuyucuyu ilgilendiren tarafı da budur. Şiir bir uğraş işidir.
Sadece yetenekle sınırlı bir iş değildir. Şair donanımlı olmalıdır, bu alanda  söz sahibi olmak istiyorsa!
Türk şiirinin de dünya şiirinin de geçirdiği merhaleleri ve geldiği yeri iyi bilmelidir.  
Şair her şeyden önce neden şiir yazdığını kendine sormalı ve yine cevabını da kendisi bulmalıdır. 
Unutmamak gerek ki şiir şairini yansıtır.
Nar ağacından nar alırsınız, ahlat ağacından ahlat!..  
Kolaycı, basit, katı.. içi boş dizelerle dolu, kekeme, kör, durağan..  ‘kaderci manisi’ perişanlığı içinde sürünen kelimeler yığınına şiir denebilir mi ?
Aşkı, cezbesi, coşkusu, felsefesi, iddiası ve amacı olmayan şiir, şiir olabilir mi ?
Şiir akıldan çok gönlün, yüreğin ürünüdür.
Gizemlerin, sırların, derinliklerin  ürünüdür. 
‘Söz büyüdür’  buyurulmuş.
Şiir sanatı bu büyünün içindedir.
                                                                     Emir KALKAN
 




1. BÖLÜM: 
MEVLANA KONULU ŞİİRLER OKUNDU


          Şair Bünyamin Feyzioğlu tarafından hazırlanan, Hz. Mevlana'yı anlatan slayt gösterisi ile proğramımız başladı.

            Şairlerimiz 1. bölümde Mevlana konulu, ikinci bölümdede serbest konulu şiirlerini okudular.


Ali Erbaş


Bünyamin Feyzioğlu


Hilmi Erçelebi


Deniz Dengiz Şimşek


Mehmet Kaşlı


Dr. Mesut Özbek


Süleyman Karacabey


Duran Tamer


Aşık Cefai


Hikmet Saadet Çakıcı


Aşık Firkatî


.................................................................................................

2. BÖLÜM: 
SERBEST KONULU ŞİİRLER OKUNDU

    
       İkinci bölümün başında sanatçılarımız ve aşıklarımız türküleriyle seyircileri coşturdular: 


Açılışı ERŞADER Başkanı Aşık Ziya Şahin yaptı.


Aramıza ilk defa katılan İbrahim Kurdoğlu türkü söylerken


Tahsin Dadaş o mükemmel yorumuyla türküsünü söyledi. Türkü arasında seslendirdiği uzun hava salondan coşkulu alkışlarla karşılık gördü.


Proğramımıza ilk defa katılan Aşık Çapanoğlu'da türküsünü söylerken, seyirciler dayanamayarak oyuna kalktılar.


Aşık Çapanoğlu'nun türküsü eşliğinde seyirciler halay çektiler.


Nihat İşman da bir Kayseri türküsü seslendirdi.


Ardından serbest konulu şirlere devam edildi; 


Bekir Balaban


Ali Rıza Navruz


Betül Övünç


Şiirin büyüsü herkesi öyle kaplamıştı ki, misafirlerimiz de şiir okudular.


Aşık Cefâî bir başka özelliğini de sergiledi; değme sanatçılara taş çıkararak, kendi bestesini seslendirdi.


Ozan Erbabi - yerli Ermenilerin düzenlediği kampanyaya karşı yazdığı şiirini okurken


Sivas İl Kültür Müdürü Sayın Kadir Pürlü, Kayseri şiir akşamlarına misafir oldu. Böylesine bir kalabalık ile şiir dinletisine ilk defa katıldığını dile getirerek, KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI şairlerine teşekkür etti.


İbrahim Mucuk


Şeyhmuz Çiçek


Halit Doğan


Mustafa Ferit Yıldız


Mustafa Ünal


Hikmet Durkut


Ömer Tural


Ali Baş (Ozan Sezini)


Remzi Karabağ


Adem Kozanoğlu


Yazar Emir Kalkan, gece ile ilgili düşüncelerini dile getirdi.


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Sivas İl Kültür Müdürü Kadir Pürlü Bey ve diğer misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


Bekir Balaban'ın yeni çıkan kitabı DERYAYA DÜŞEN DAMLA'yı okuyucularına imzalarken.


Kampüs Tv proğram yapımcısı Şair Oğuzhan Başkan ile Bünyamin Feyzioğlu


Şairlerimiz ve misafirlerimiz...


KŞA ALDI BAŞINI GİDİYOR
            Kayseri Şiir Akşamları bir dinletiden çıkıp bir platform haline dönüştü. Şairlerin, yazarların ve halk ozanlarının dili, vuslat yeri oldu.
Bu hafta yapılan programdaki şiirlerde; sevgi, saygı,hoşgörü ve Hz. Mevlana’nın öğütleri işlendi.
Mevlana hazretleri tüm insanları bir araya getirmek, gönül birliği sağlamak istedi . Tüm dünya duydu sesini. Kayseri Şiir Akşamlarının sesi de ta Sivas’a kadar duyulmuş olacak ki , Sivas İl Kültür Müdürü sayın Kadir PÜRLÜ de programa katıldı. Şairlerin bir arada olduğunu görmekten duyduğu memnuniyeti belirtti ve Kayseri’nin bu birlikteliği sağlayan şehirlerden birisinin olduğundan dolayı tüm şairlere ve komiteye teşekkür etti. Tabii ki biz de bunları duymaktan hoşnut olduk. Bekir balaban DA “DERYAYA DÜŞEN DAMLA “ isimli kitabını tanıttı .
Programın başında Bünyamin FEYZİOĞLU’nun hazırladığı kısa bir Hz.Mevlana ve öğütleri temalı bir sunu izledik. Böylece havaya girdik.Yine Ali PEKER’in güzel sunumuyla devam eden programın birinci bölümünde birbirinden güzel sevgi,saygı , hoş görü ve Mevlana konulu şiirleri dinledik.
İkinci bölümde de aramıza ilk kez katılan Halk Aşıkları hünerlerinden sergileyerek salonu tamamen dolduran katılımcılara keyifli fanlar yaşattılar. Özellikle Aşık ÇAPANOĞLU’nun türküsünde şairler dayanamayıp oynamaya kalktılar. Herkes tempo tuttu. Aşık CEFAİ ise bizlere bir sürpriz yaparak, hem özel  konukları hem de tüm katılımcıları kendi türküsü “Sen Ne Zaman Geleceksin?” ile duygulandırdı.
Bu programda özel olarak dikkatimi çeken husus,baş tarafta da bahsettiğim gibi , KŞA’nın bir platforma dönüşmesidir.Yazarlar,şairler ve halk aşıkları derken artık iyiden iyiye Kayseri edebiyat dünyasına KŞA etki etmeye başladı.
Kimse gecenin bir anda nasıl da bitiverdiğini anlamadı. Ama bitmişti işte ,çok verimli geçen bir program daha geride kaldı.
Kayseri Şiir Akşamları, artık bir dinlenme ,vakit geçirme ortamı olmaktan çıkıp hedefine doğru gitmenin keyfini yaşamayı hak etti bu hafta.
Bu vesile ile hem Büyükşehir Belediyemize ,KŞA yürütme kuruluna ,tüm katılımcı şairlere,bizi sabırla dinleyen ve çaylarımızı servis yapan Yahya Bey’e ,yorulup usanmak bilmeden listelerin oluşmasını sağlayan Mahinaz’a,ses sistemi ile gecelere renk katan Halil  Bey ve arkadaşlarına,kendisi de şair olduğu halde, görevi oranın güvenliğini sağlamak olduğundan,içi yana yana şiir okumayıp görevini yapan İbrahim  ÖZVARİNLİ kardeşimize,şimdiye kadar fotoğrafları çeken ve kendisi karikatürist olan Şükrü BOZKOYUN’a sunuculuk görevini başarıyla yapan Ali PEKER’e teşekkür ediyorum. Gördünüz mü bakın sayarken zorlanıyorum. Demek ki ,bu büyük bir emek işi ve bir ekip işi. İnşallah unuttuğum birisi yoktur. Varsa affedin lütfen.
Hep birlikte daha güzele…..
                           DENİZ DENGİZ ŞİMŞEK

 

1.BÖLÜM
SEVGİ, SAYGI, HOŞGÖRÜ VE MEVLANA
 
 
YEDİ ÖĞÜT

 

Nasıl uyurum geceleri, komşum aç iken,

Yatağım taş olur, yastığım diken,

Dünya benim olsa ne fayda, sen de yok iken,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Cömertlik,yardım severlik yakışır insana,

 

İnsanı kötü yapan, şu kemiksiz dil,

Sevgiyi taşı kalbinde, kötülüğü sil,

Hayrı da, şerri de Allah’ın lütfü diye bil,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Şefkat, Merhamet yakışır insana,

 

Ayıbı kapatmak hayadır, haya edepten,

Günahı sorgulama, Kim bilir ne sebepten,

Gördüklerin sırdır, farksız ol geceden,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Elif gibi, lam gibi sırlılık yakışır insana,

 

Öfken köz gibidir, senide yakar,

Keskin sirke durmaz, kabından çıkar,

Damla kadarda olsa kinin, sel olur akar,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Kızıp kırmak yerine, ölmek yakışır insana

 

Yere eğilmekle, ulu ağaç kırılmaz,

Yıldırım düşse toprağa, ikiye yarılmaz,

Gören göz nurdandır, nur yerde sürünmez,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Toprak gibi, deniz gibi, tevazu yakışır insana,

 

Sözün özün bir olsun, tutarlı ol,

Rahmana kavuşturur, doğruysa yol,

Topraktı, toprak olacak bu bacak bu kol,

            Bak ne diyor... gönül dostu Mevlana,

            Ya olduğun gibi görün, Ya da göründüğün gibi ol...

                                                            Bünyamin FEYZİOĞLU

 

BİRLİK OLALIM
Biraz huzur verin, sizde var ise
Çivisi çıkartılmış fani dünyada,
Huzurun ismi nazlı yar ise,
Keremin suçu ne cani dünyada.

Bir dilek tutunuz en güzelinden,
Hak kabul eylesin en özelinden,
Bir yanın düzelir ta ezelinden,
Diğeri yanılır kani dünyada.

Yüreğinde acı vardır insanın,
İsyana lüzum yok yanarken canın,
Beteri benim ki der isen zanın,
Herkesin acıyor canı dünyada.

Havyarı harika bulanlar da var,
Bir lokma ekmeği olanlar da var,
Açlıktan sararıp solanlar da var,
Tokunu açını tanı dünyada.

Mağaradan teslim kalleş tüfeği,
Zail eder yirmi yıllık emeği,
Boşaltılmış beyni şaşmış feleği,
Masumun dökülür kanı dünyada.

Şimdi şapkaları öne koyalım,
Birlik mi olalım göz mü oyalım,
Peşin hüküm vermiş cismi soyalım,
Kinden fayda görmüş hani dünyada.

                              Hilmi ERÇELEBİ

 

 

GEZ DÜNYAYI GÖR KONYA’YI

İnsanlar boşuna söylememişler

Gez dünyayı gör Konya’yı demişler

Toprağında biter türlü yemişler

Yurdumun ambarı canısın Konya!

 

Hazreti Mevlana bağrında yatar

Sadrettin konevi nöbetin tutar

Şemsi Tebriziye değer mi yeter

Her taşın yakuttur zümrüttür Konya!

 

Tarihe baktım da yaşın beşbinmiş

Nice medeniyet nice gün görmüş

Alimler seni beğenmiş

Her köşen bir camii bir türbe Konya!

 

İngiliz Fransız İtalyan gelmiş

Gücüne güvenip alırım sanmış

Konyalım uğruna canını vermiş

Yan bakana kefen biçersin Konya!

 

Çayırbağ’dan çıkan tatlı suyuna

Selçuklu’dan gelen asil soyuna

Güzelliğin selvi gibi boyuna

Hayran olmamak elde değildir Konya!

 

Meram Bağları’nda rakım binatmış

Saydım evliyanın sayısı yetmiş

Güzellik cömertlik soyunda bitmiş

Garip gurabanın ekmeği Konya!

 

Kapı Camii’nde bir namaz kılsam

Tekbiri alıp da huzura dursam

Manevi havanın hazzını duysam

Senin cemaatin başkadır Konya!

 

Nefes olup neyzeninle inlesem

Kürsilerden vaizlerin dinlesem

Günde yetmiş kere methin eylesem

Yine de az gelir bu sana Konya!             

                        Şair Sinani /Ali ERBAŞ

           

AŞIĞIYIM
 
Yoluna türap olayım, bu çileyi verenin.
Sularına karışayım, hakka akan derenin.
 
Kabul ettim ,ondan gelen ne kadar elem varsa.
Şikâyeti görülmüş mü, yar bağına girenin?
 
Geri dönmem menzilimden ,cihan önüme dursa.
Göze ihtiyacı mı var ,hakikati görenin?
 
Dostlarım ,sefil Deniz’e arzumanını sorsa.
Aşığıyım ,maşukuna, Yunus denen erenin.
 
Deniz Dengiz ŞİMŞEK

                             

 

  RAZIYIM

Terkedip yüreği alıp gideni
Daim gülüp,hep acı çektireni
Sevgiyi unutup hüzün vereni
Görmektense kör olmaya razıyım
 
Dilinde ayrılık sözü olanı
Marifet bilirse yalan dolanı
Günü kurtararak kârlı sayanı
Anmaktansa lal olmaya razıyım
 
Dün ak dediğini kara bulanı
Sevgisiz yaşayıp sevgi satanı
Bilgelik taslayıp cahil kalkanı
Bulmaktansa gitmesine razıyım
 
Zalimce bakan,duyguları yıkanı
Kör kuyular için,köprü yakanı
Vefayı unutup,bir semt sananı
Tutmaktansa,salmasına razıyım  
                            Mesut ÖZBEK 

 

      

2.BÖLÜM

SERBEST KONULU ŞİİRLER

 

İHANET KAMPANYASI

Allah Türk’ü korusun, soysuzluk illetinden,

Hâlâ kurtulamazlar suçluluk zilletinden.

Özür dilenmeliymiş, Ermeni milletinden,

            Başlatılan kampanya kompleksin eseri mi?

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

 

Nereden buldularsa bir düzine alçağı,

Yüzüne tükürseniz, kızarmıyor yanağı.

Köpek bile kirletmez, yal yediği çanağı,

            Sakin sakin dururken, bozdular sinirimi,

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

 

Öylesine göz attım, sunulan bildiriye,

Nerde dönme var ise geçmişler saldırıya.

Zaten ülkem sahneyken, bunca başkaldırıya,

            Yoksa başlattıkları son Haçlı seferi mi?

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

 

Sırtlarında cübbeyle çıkmış imza topluyor,

Elindeki hançeri milletime saplıyor.

Avrupa’dan “aferin” kapmayı hesaplıyor,

            Yaptıkları icraat kanının gereği mi?

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

 

Aniden hortlayınca Ermenilik damarı,

Oynamaya kalktılar Türklük ile kumarı.

Güya sözde aydınlar, alçaklığın mimarı,

            Türk vatanı, hainin cirit atma yeri mi?

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

 

Katliama mâruz mu kaldı ki akrabanız?

Yahut Nobel ödülü almak mıdır çabanız?

ERBABİ der; siz gidin, gelsin ağababanız,

            Fikir sizi besleyen beylerin hüneri mi?

            Acaba bu adamlar aydın mı, serseri mi?

                                                     OZAN ERBABİ

 

 

 ÜZENLER VAR

Görev aşkı yüreğimde atanda

Gecesini gündüzüne katanda

Bu güzel ülkemde güzel vatanda

Ne yazık huzuru bozanımız var.

 

İmkanlar el vermez insan dar idi

Yokluk kıtlık her sefalet var idi

Yıllar önce gerçek şartlar zor idi

Çok şükür bir yaşam düzenimiz var.

 

Bu ülkeden yiyip suyunu içen

Kın tohumlarını içime saçan

İnip meydanlarda pankartı açan

Ermeniyiz diye gezenimiz var.

 

Ermeni soykırım imza atanlar

Huzurlu ortama acı katanlar

Yabancıya yüklü mülkü satanlar

Yanlışları yapan azanımız var.

 

Osmanlı’dan beri böyle bakmışız

Gayri müslümlere sahip çıkmışız

Biçare mazlumun mumun yakmışız

Gel gör ki bizi üzenimiz var.

 

Kore Savaşı’na biz de katıldık

Canilerle ataşlara atıldık

Buna karşı çuvallara tıkıldık

Alçaklara karşı kızanımız var.

 

Gayri müslümeri her an gözettik

Yardım için elimizi uzattık

Bir de sofrasına şeker tuz attık

Gelenek görenek izanımız var.

 

Bizi arkamızdan çekip vurucu

Mutlak bir adalet sizden sorucu

Büyük Türk Milleti’ne onur kırıcı

Pervasızca bir de yazanımız var.

 

Bölücü PKK derdi açanlar

İçimize nifak zehri saçanlar

Bankaları soyup alıp kaçanlar

Avrupa’da lükste sızanımız var.

 

Bu bir gerçek sorumluluk çok bizde

Rengi kandan alan bayrak tek bizde

Ayrıcalık kesinlikle yok bizde

Bir de Halit Doğan ozanımız var.

                                          Halit DOĞAN

 

CÂNÂN

 

Çektiğim dertlerin devâsı sensin;

Tabipler merhemi sürmüyor cânân.

Yaralı gönlümün ilâcı sensin;

Gözlerime uyku girmiyor cânân.

 

Çok sâki elinden bâde içtim de,

Leylâ gibi benliğimden geçtim de,

Mecnun olup kızgın çöle düştüm de,

Kimse bir damla su vermiyor cânân.

 

Aşkın yüreğime kurunca pusu,

Ah ettikçe artar hasret duygusu.

Sıladan ayrılan gurbet yolcusu,

Beklerim, nedense gelmiyor cânân.

 

Zindanıma güneş doğacak gibi,

Güneş doğup yağmur yağacak gibi,

Gönlüme yıldızlar kayacak gibi,

Eller gözyaşımı silmiyor cânân.

                   Mustafa Ferit YILDIZ

 

 

KAYSERİ'Y E

Nasıl tarif etsem aceba seni

En az beş bin yıllık değilsin yeri

Bağladın kendine bırakma yeni

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Yüze yakın mahalle onyedi ilçe

Çevresi yeşillik hep bağ bahçe

Her yeri bir altın her yeri külçe

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Selçuklu'nun Osmanlı'nın aslısın

Cumhuriyetsin ya onun neslisin

Erciyes’le Ali Dağ'a yaslısın

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Koca Mevlana'nın hocası burada

Seyid Burhaneddin ile kalınmaz darda

Er Rufai burda Tennuri burda

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Burası ülkenin gönül kalesi

İşte o sebebten gür çıkar sesi

Melikgazi, Emir, saat kulesi

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Kuş cenneti şelalesi sazlığı

Bir harika bağı bahçesi yazlığı

Verimlidir dağı taşı düzlüğü

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Tek başına tarih bakın kalesi

Camii Kebir Hunat hele Lalesi

Hele Kılıçarslan yoktur böylesi

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Kurşunlu Camii'n Yanıkoğlu'n var

Gevher Nesibe’ye bütün meydan dar

Dünya tanır hele bir Sinan'ın var

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Firarda şeytanlar kayıp burda cin

Direk geçme sakın gel görde bir in

İbrahim Tennuri Zeynel Abidin

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Ticarette sanayide öndeyiz

Çalışırız yorulmadık zindeyiz

Bak şöyle etrafa dört bir yöndeyiz

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Satmadığı yer yok yaptığı malı

Hep gelişir ticaretin her dalı

Yahyalı'da maden Bünyan'da halı

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Uçak pisti caddelerin yolların

Uzanmıştır her bir yana kolların

Şen şakraktır evli bekâr dulların

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Kapalı stadla ülkemizde tek

Raylı sisteminin eşi yoktur pek

Bir spor kompleksi ek binası ek

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Pastırması, sucuğuyla, mantıyla

Yüzü aktır ticarette rantıyla

Her bir işi ölçü ile tartıyla

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Şimdilik üç tane organizemiz

Artacak inşallah mal yapar temiz

Buralarla gurur duyar ülkemiz

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Seyrani, İncili, Dadaloğlu'yla

Boşu olmaz her işleri doluyla

Gel kara hava demir yoluyla

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Şuna buna imrenecek nesi var

Halit Narin Kuşcu, Yazar Ası var

Sakıp Sabancı var Kadir Has'ı var

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Şayet bilmiyorsan oku bak tanı

Canlı birer müze kümbeti hanı

Yurda hediyesi cumhurbaşkanı

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri

 

Balaban uzatma gayrı kısa kes

Yağmur gibi yağdın rüzgâr gibi es

Burdan evlisin ya bilmiyor herkes

Türkiye'mde örnek ilsin Kayseri

Seni tanımayan bilsin Kayseri.

                             Bekir BALABAN

 

 

 

İHTİYARLIK

Aha bugün, aha yarın diyerek,

Bize de uğradı yar ihtiyarlık.

Nasıl geldin seneleri yiyerek?

Seni doyurması zor ihtiyarlık.

 

Umutlar, hayaller uçmasın diye,

Kimse kusurunu açmasın diye.

Görüp tanıyanlar kaçmasın diye,

Adını koydurdum pir ihtiyarlık.

 

Var mıdır canından bıktırmadığın?

Kim kaldı ardından baktırmadığın?

Senin diz çöktürüp, yıktırmadığın,

Kalmadı bir yiğit er ihtiyarlık.

 

Saç ile ağardın, dişle döküldün,

Diz ile katlandın, belle büküldün.

Dâvetsiz kapıya geldin dikildin,

Nazlanma, içeri gir ihtiyarlık.

 

Seyrederdim tabiatı, düzleri,

Karanlıkta fark ederdim izleri.

Kafdağı ardını gören gözleri,

Sen geldin, ettirdin kör ihtiyarlık.

 

Ne torun istiyor, ne kız seviyor,

Ölsün diye hepisi de eviyor.

Gelin azarlıyor, oğlan sövüyor,

Sen de gelmiş iken vur ihtiyarlık.

 

Her taraftan kütüğümü sildirdin,

Arzı hali sahibine bildirdin.

Sağ olasın, kör nefsimi öldürdün,

Bir tek bu verdiğin kâr ihtiyarlık.

 

Senin geleceğin belliydi baştan,

Anlamadım dünyadaki telaştan.

İliksiz, yakasız, beyaz kumaştan,

Hazırsa kundağım, sar ihtiyarlık.

 

El etek çektirdin servetten, vardan,

Soyup soyundurdun edepten, ardan.

İki taş, dört mertek, toprak duvardan,

En son koyacağın yer ihtiyarlık.

 

CEFÂÎ’yim, başka devran süremem,

İstesem de bir murada eremem.

Burdan ötesine haber veremem,

O da benim için sır ihtiyarlık.

                               AŞIK CEFÂÎ

 

 

          KAVUŞTUM  
         
Gönül akışımı aşka bıraktım
Sayesinde tatlı dile kavuştum
Yıllarca kendimi ateşe yaktım
Göz yaşımı sile sile kavuştum
 
Buluştum sevdanın olgun çağında
Ömrüm geldi geçti kader ağında
Dertli bülbül oldum oldum gönül bağında
Geç olsada gonca güle kavuştum
 
Bulduğum o güle aşk ile koştum
Feryadı figanla coştukça coştum
Solmak üzereydim yeniden açtım
Zannettim ki bir bülbüle kavuştum
 
Sitemim var artık geçen yıllara
Menzili olmayan uzun yollara
Hayalimden geçen mutluluklara
Yaşıyorken öle öle kavuştum
 
Saadetim kendime yaptım yergimi
Nefsim le eyledim hayat cengimi
Yüreğimde olan bütün sevgimi
Gönüllere böle böle kavuştum
                   Hikmet Saadet ÇAKICI


     

BÜTÜN BÖYÜK EQLERİN NİHAYETİ, AYRILIQ

Bilirəm…

Bilirəm bir gün yorular

Eşqlə çırpdığımız bu qanadlar…

Çarpar da qədərin divarına

Parça parça tökülər

Vuslata doğru dördnala gedən atlar

 

İşdə o an bir gısrak ölər

Bir anka qaf dağına gömüler…

 

Eşqlə yanan ürəyə qan damlar ilıq ilıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti; ayrılıq…

 

Xülyalarımızı salarlar gözümüzdən

Sən bir tərəfə düşərsən mən bir tərəfə can!

Ebabil olar dillər

Ebabil olar daşlar bizi…

Boğar gözümüzdən axan

Hüzzamlı yaşlar bizi.

 

Dağ olar üstümüzə yörüyen galabalıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti;  ayrılıq

 

Bir pişik təkliyi qalar ovuclarımızda

Bir bayquş ötər;

Bir qarış torpaq üstünə tüneyip

Ayaq uclarımızda…

 

Kəpənəyə həsrət qalar bahar

Oğul verməz olar arı

Tərk edər könlümüzü

Vuslat daşıyan durna qatarı

 

Vurar dincliyi yazğı, onun işi ovçılıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti;  ayrılıq

 

Bilirəm işdə bilirəm!

Xülyalarda vuslat görər

Oyanar həsrət taparıq!

Qaya olsaq qaç yazar ey can!

Döyər dalğalar bizi

Eriyer, gayb olarıq

 

Çırpınaraq can verər qaraya vuran balıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti;  ayrılıq

 

Söylə can

Kölgəm belə məndən çox

Sənin arxasıra gəzərkən

Söykənərmi ürəyim

Ayrılıq sancısına…

Bir ümid…

Açaq əllərimizi biz yenə

Dünyanın hancısına

 

İtirmək qorxusudur

Dedirdər məni belə

Yara alma nə olar

Etdiyim bu gileydən.

Bir gün bir külək əsər

Alar götürersə səni məndən

Qoparsa bir gün əgər

Et dırnaqdan, can; tenden

 

Çökər ciyərimizə onmayan bir sayrılıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti;  ayrılıq.

 

Acı bir fəryad kimidir ayrılığın səs tonu

Sûr düdügü kimidir… titrədər tüm bədəni

Hep də böyük eşqləri axtarar, tapar, vurar o

Qorxularım bundan can!

Anlayırsan mı məni?

 

Egər böyük eşqlərin olsaydı sonu vuslat

Leyla Məcnunsuz, Şirin Fərhadsız ,

Arzu Kambersiz , Esli Kərəmsiz qalar mıydı can?

Ayrılıq ləl-cəvahirat olsa

Dünyada tək bir aşiq

Onu könüllü alar mıydı can?

 

Ayrılıq; ürək yarası, gözə düşən sarılıq

Bütün böyük eşqlərin nihayeti ayrılıq

                                                     Betül ÖVÜNÇ

 

         DEĞİLİM

      Anam,babam soyumTürk!
      Göçüp gelen boyum Türk!
      Yaşadığım köyüm Türk!
      Bazıları olsa da,ben Ermeni değilim.
 
      Geçmişten günümüze,
      Dost mu oldular bize?
      İnanamam boş söze,
      Bazıları olsa da, ben Ermeni değilim.
 
      Fatih,Yavuz değildi,
      Alpaslanlar değildi.
      Onlar Hak'ka eğildi,
      Bazıları olsa da, ben Ermeni değilim.
 
      İbadethane farklı,
      Kubbe minare farklı.
      Töre anane farklı,
      Bazıları olsa da,ben Ermeni değilim.
 
      Ha! Olanlar var imiş,
      Onlar aslını söyler.
      Türklüğün gölgesinde,
      Filizlenen o beyler!
 
      Kürdüm,lazım,çerkezim,
      Anayurt'ta herkezim.
      Ulaşsın göğe sesim,
      Bazıları olsa da,biz Ermeni değiliz.

      Erenlerin diyarı,
      Evliyaların yurdu.
      Buyurdun üzerinde,
      Cumhuriyet kuruldu.
      İşte onu kurmaya,
      Onca şehit verildi.
      Bazıları olsa da,biz Ermeni değiliz.
 
      Önde Bozkurt Asena,
      Yol gösterdi onlara.
      Tarihi aç baksana!
      Çok şeyler söyler sana,
      İşte bunun için ben,ben Ermeni değilim! 
                                  İbrahim MUCUK

 

 

 

 

   DAVET

İşaret eden bir el
Bana diyor gel
Daha ne duruyorsun
Boş hayal kuruyorsun
Bırak her şey yerinde dursun
Burası daha güzel
Gel durma gel
 
Sonra bir ses duyulur
Bana diyor dur
Heba olur ev arsa
Ne kadar dostun varsa
Bir iki gün ağlarsa
Sonra seni unutur
Dur gitme dur
 
Ve yerden kalkan bir şehit
Bana diyor git
Haktan sana davet var
Ve bir baki cennet var
Huriler köşkler saraylar
Cümlesi sana ait
Git haydi git
 
Gitmeden dürtükler iki parmak
Bana diyor kalk
Horozlar kuşlar uyandı
Ortalık aydınlandı
Namaz vaktin daraldı
Şimdi güneş doğacak
Kalk sevgilim kalk
         Şeyhmus ÇİÇEK
   

 

ODAM ve BEN

 

Şiir: Mustafa YARALI

Okuyan: A.Rıza NAVRUZ

Duvarlar beni tanır, ne bıkar ne usanır,
Dış yüzüme bakarak, iç yüzümden utanır,
Duvarlar beni tanır.

Şu tavanla şu zemin, inan ki senden emin,
Ne yaparsam şahittir, sakisidir her demin,
Şu tavanla şu zemin.

Bir nokta sekiz köşe, bana gam keder neşe,
Derdimi alıyorlar, yaramı deşe deşe,
Bir nokta sekiz köşe.

Şu garip bilgisayar, tutamadı bir ayar,
Matem tutuyor san ki, ayağı başa kayar,
Bir garip bilgi sayar.

Çaresizin çaresi, sandım şu cep faresi,
Buda bana benzedi, arş’a çıktı namesi,
Çaresizin çaresi.

Buz gibi soğuk odam, İçinde yanan adam,
Piyasadan çekildim, demode oldu modam,
Buz gibi soğuk odam.

Çok usandı şu yatak, ilaçsız uyku yasak,
Azrail’im başımda, saçlarımda doldu ak,
Çok usandı şu yatak.

Beynimdeki değirmen, öğüttüğü bir beden,
Durma vakti yaklaştı, bıkıp usandın ya sen,
Beynimdeki değirmen.

Vurgun üstüne vurgun, aklım daha da durgun,
Her yanım müflis oldu, kalbim dünden de yorgun,
Vurgun üstüne vurgun.

Doğru değil en direk, bunca söze ne gerek,
Çok mu aştım haddimi? çok mu yordum mübarek,
Doğru değil en direk.

KAYSERİ ŞİİR AKŞAMLARI
 
WEB SİTE
http://kayserisiiraksamlari.tr.gg
E-POSTA
kayserisiiraksamlari@hotmail.com
Reklam
 
ŞİİR AKŞAMLARI
 



More Cool Stuff At POQbum.com

*****



şairler buluşuyor

HABERLER
 
KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ
 
Sitenizesayac.com
GAZETELER
 
 
Bugün 24 ziyaretçi (42 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=